Hikayeye Devam Et Ödülü Kazan!

in cointurk •  18 days ago

Savaş kimin haklı olduğuna değil, kimin güçsüz olduğuna karar verir.
Bertrand Russell


Sene 2150... 100 senedir kimse dışarı çıkmadı. Güneş ışığının görülmediği tam bir asır...
Her şey, 2050 yılının sonbaharında meydana geldi. Savaşın sessiz ama hırçın rüzgarı tüm sokakları kolaçan etmeye başlamıştı bile. Ülkelerde yaşanan iç krizler ve baskı insanları her geçen gün daha da karamsar hale getiriyor ve onları isyana sürüklüyordu. Çünkü artık savaşlar eskisi gibi değildi. Binlerce değil milyarlarca insanın ölümüne yol açabilecek kitle imha silahları sürekli gündemdeydi. Bu durumdan rahatsız olan savaş karşıtı zenginlerin oluşturduğu bir zümre, dünyanın genelinde süren iç karışıklıklar ve dış politikada meydana gelen savaş tutumları nedeniyle her bölgede sığınaklar inşa etmeye başladı. Kendilerine Seçilmişler ismiyle hitap eden bu zümre, tüm krizlerin ortasında 1 yıl gibi kısa bir sürede tam 40 tane sığınak inşa etmeyi başardı. Sığınakların içinde yüzlerce yıl yetebilecek yiyecek stoğu ve su mekanizmaları bulunuyordu. Seçilmişler, sığınakları sadece bir kurtuluş yeri olarak değil aynı zamanda Yeni Dünya’nın merkezleri haline getirebilmek için gerekli her detayı önceden planlamış ve 1 yıl içinde her şeyi hazır hale getirmişlerdi.

Kasım ayının ortasında Seçilmişler sığınaklara taşınmaya başladı. Bu sırada ülkeler arasında yaşanan tartışmalar ve savaş tehditleri bir hayli artmıştı. İlk atak Amerika’dan geldi, sadece 1 dakika içinde Rusya’nın yarısından fazlası yok oldu. Rusya’nın ittifakı olan Çin ise Amerika’yı vurmaya başladı. Eskisi gibi, toplar ya da tüfekler yoktu. Her şey birkaç bombaya bakıyordu. 2 saat süren Büyük Dünya Savaşı sonucunda Dünya yaşanılamaz bir hale geldi. Radyasyonun etkileri çoktan her yeri sarmıştı. Milyarlarca insan sadece 2 saatte hayatını kaybetti. En şanslı olanlar ise Seçilmişler oldu. Onlar için artık yaşanabilir bir Dünya yoktu. Onların Yeni Dünya’sı yerin kilometrelerce altında kurulmuştu.

İnsanlar, sığınaklarda 100 senede rüzgarın, güneşin, toprağın ve doğanın varlığını unutmuşlardı bile. Buna Sığınak 10’da yaşayan Seçilmişler de dahil. Ta ki 2150 yılında yaşanan sıkıntıya kadar… Sığınak 10’un su mekanizmasını yöneten çip bozulmuştu ve yenisi bulunmazsa 150 gün içerisinde herkes ölecekti. Su çipi olarak bilinen, bir cebe sığabilecek büyüklükte olan mikrodenetleyicinin görevi, su dağıtım sistemini ayarlamaktı. Yeryüzünde yağan yağmurları biriktirip onları arıttıktan sonra depolayan ve ana depodan diğer küçük depolara dağıtım yapan bir sisteme sahip olan çipin bozulması su arıtma sistemini ve ana depoyu kullanılmaz hale getirerek sadece küçük depoları kullandırmaktadır. Küçük depolarda biriken su ise Sığınak 10 için sadece 150 gün yetebilecek düzeydedir. Sığınak 10’un başkanı olan 101 yaşındaki Rafael Adams’ın sadece bir seçeneği vardı o da Sığınak 10’a en yakın olan Sığınak 15’te varsa yeni bir çip almaktı. Bunun için bir kişinin seçilmesi gerekiyordu. Yapılan toplantı sırasında neredeyse tüm gözler Bryan’ı aradı. Yaşanan her türlü teknik sıkıntıda ilk çağrılan isim olan Bryan, bu iş için biçilmiş kaftandı. 32 yaşında 1.90 boyunda iri yapılı ve oldukça becerikli biri olan Bryan, sığınakta yaşadığı 32 yıllık süre içinde kendini pek çok alanda geliştirmişti. Bu yüzden bu görevi yapabilecek tek kişi oydu. O ise her zamanki gibi sığınağın sorunları ile uğraşmaya devam ediyordu. Rafael Adams, Bryan’ı çağırdı ve alınan kararın bu olduğunu belirtti. Odasına hazırlanmaya gittiğinde, heyecandan eli ayağına dolaşan Bryan, çantasını hazırlamakta zorlanıyordu. Birkaç saat sonra toplantı odasına döndüğünde masanın üzerinde çeşitli eşyalar bulunuyordu. 2050 yılından kalma bir pompalı tüfek, 357 Magnum ve 24 adet mermisi, Sığınak 10 ve Sığınak 15’in bulunduğu bölgelerin haritaları ve bir adet pusula…

Toprağa ilk adımını attığında, yeryüzü hakkında kulaktan dolma bilgiler dışında neredeyse hiçbir şey bilmiyordu. Yeryüzünde kurulan yeni düzen, isyancılar, fakir halk ve yaşam biçimleri… Bryan’ın tek yapması gereken Sığınak 15’e ulaşıp yedek çip almaktı. Fakat içinde onu kemiren bir şey vardı. Hiçbir zaman aklından çıkmayan, ruhunun derinliklerinde sürekli sayıklanan bir isim; Sığınak 10’dan kaçan çocukluk arkadaşı, Rachel…


Proje Kuralları

• Hikayeyi devam ettirirken ana konudan dışarı çıkmayınız.
• Kendi hikayenizi yorum olarak bu yazının altına yazınız.
• Minimum 100 Maksimum 250 kelime olacak şekilde hikayenizi yazınız.
• Yorumlarda başka bir kişinin yazdığı hikayeyi devam ettirmek istiyorsanız yorumunuzun başına ”X kişisinin hikayesine devam ediyorum.” yazınız.
Ekibimiz tarafından seçilen ilk 3 yazı 10$, 7$ ve 3$ oy ile , katılan katılımcıların tamamı ise 1$ ile ödüllendirilecektir.
• Discord kanalımıza katılmış olmanız gerekmektedir. ( Discord katılım https://discord.gg/nX8SxYn )
• Yorumunuzun altına discord ID’nizi eklemelisiniz.

Son katılım 27.06.2018 Saat 01.00'dır.

Authors get paid when people like you upvote their post.
If you enjoyed what you read here, create your account today and start earning FREE STEEM!
Sort Order:  
Loading...
Görevin zorlukları kafasını kurcalasa da Rachel'ın nasıl bir hayatı seçtiğine dair bir fikri olacaktı. Hatta gereken cesareti de buradan alıyordu. Dışarısı anlatıldığı kadar kötü müydü?

Dışarı çıktığında aldığı koku çok ilginç gelmişti. Yeni yağmur yağmıştı ve tüm o yıkıntıların içerisinde içine çektiği hava 32 yıl boyunca neleri kaçırdığını aniden yüzüne vurdu. Etrafta kimse görünmüyordu. Haritayı açıp yürümeye koyuldu. Birden aklına yanına aldığı eski silahların çalışıp çalışmadığını kontrol etmek geldi. Sığınakta silah kullanmak yasaktı ve çok tehlikeli olabilirdi. Etrafta kimseyi görmeyen Bryan; videolarda izlediği gibi tabancayı bir yere doğrulttu ve ateş etti. Tabancanın geri tepmesi ile bileğini incitmişti. Zaten doğrudan güneş ışığı alamadıkları için eski insanlara göre daha narin bir yapıları vardı. Kendini aptal hissetti ve tekrar ateş etmemek üzere yola koyuldu. Zaten tahminlerine göre kimseyle karşılaşmaması gerekiyordu.

Bu sırada küçük Matt koşarak isimsizlerin lideri Rensuri'nin yanına geldi. İsimsizler savaştan sağ kurtulan ve hayatta kalmaya çalışan bir gruptu. Savaştan kalan izler çocuklarında bile mutasyonlara sebep oluyordu. Dışarıda yaşadıkları da seçilmişlerden nefret etmelerini sağladı. Rensuri;

-Ne var Matt?

+Silah kullanan bir adam gördüm. Kıyafetleri ve görünüşü fotoğraftakilere benziyordu.

Rensuri duyduklarına pek inanamamıştı. Yıllardır sığınaklardan birine nasıl girebileceğiyle ilgili bir yol bulmaya çalışıyordu. Fakat sığınakların yerini tespit etmek henüz mümkün olmamıştı. Dışarıdaki her kimse seçilmişlerden biri olabilir miydi?

Rachel ve Alice hızlıca Rensuri'nin yanına geldiler. Görevleri dışarıdaki adamı bulup takip etmekti. Eğer bir sığınağa girecek olursa alıkoymaktı. İkisinde de hiç mutasyon görülmemişti. Bu da onları Rensuri'nin en değerli yağmacıları haline getirmişti. Rachel tabancasını ve bıçağını yanına aldı ve küçük Matt'ten öğrendiği yere doğru yola çıktı..

[doctorbishop#4668]

·

İzninizle devam etmek istiyorum

·
·

aaa lütfen buyurun :)

·
·
·

doctorbishop adlı kullanıcının hikayesinine devam ediyorum
QmcoLcYzPqVhFcT7KYBu3qpowrTnCgBSs1nkwWVZRrgfcG.png
Küçük matt yolu gösteriyordu. Matt'in söylediği yere gelmişlerdi ve buradan pek insan geçmezdi. Geçse bile ayak izleri bu şekilde olan Alice ve Rachel dışında kimse yoktu. Evet birileri geçmişti buralardan matt'e geri gitmesini söylediler fakat geri gitmek istemediğini onunda onlar gibi olmak istediğini söyledi. Alice ve Rachel buna karşı çıktılar fakat Mart'ta atikliginden dolayı Matt'e dersini vermediler. Matt'in hızlı ve çevik oluşu onu gizli bir casus yapıyordu ama normal bir insan vücuduna sahip değildi. Alice ve Rachel, Matt'in gelmesine izin verdiler. Şimdi sıra izleri takip etmekteydi. Matt ne yöne gittiklerini gösterdi ve arkasından gelmelerini istedi. Rachel ve Alice bu olaya sinir olsalar da kabul ettiler. Bryan'a yetişmeleri için hızlı olmaları gerekiyordu. Bryan ise ilerlemeye devam ediyordu. Artık akşam olmuştu her iki tarafta dinlenmek için mola vermek zorunda kaldılar. Ama hiç kimse fazla zaman kaybedemezdi. Şafak sökerken Alice ve Rachel kalktılar ve Matt'in zarar görmemesi için onu arkada bırakmaya karar verdiler. Matt yaklaşık 2 saat sonra uyanmıştı fakat savaşlardan önceki gibi islemiyordu zaman. Aslında Matt ne kadar gerideydi bilemedik. Yavaş yavaş Bryan'a yola çıkıyordu. Matt aradan kısa bir süre geçtikten sonra Alice ve Rachel'a yetişti fakat kendini farkettirmeden Bryan'ın izlerini takip etmeye devam ediyordu. Artık Alice ve Rachel'ın önünde ilerliyordu. Bunu Alice ve Rachel'ın farketmeksizin uzun sürmedi başka izlerin karıştığını anladilar. Ve daha hızlı hareket etmeye başladılar. Belki de çocukluk arkadaşı olduğunu bilmediği bu yabancının başına birşey gelmişti...

·
·
·
·

Bana değil posta cevap ver bence. Belki gözden kaçar

·
·
·
·
·

Öylede cevap verdim :) yorumunuzuda bekliyordum o yüzden :) aslında Matt olucekti ama çok uzatmak istemedim son dakika:)

·
·
·
·
·
·

Ben kafamda daha farklı hayal etmiştim :) rachel öncelikle çok daha sert bir karakter olmalıydı. Çünkü hikaye onu gerektiriyor. Bir de zaman algısını netleştirmemişsin. Ya da ben şu an yarı uykuluyum diye kaçırdım :) eline sağlık :)

·
·
·
·
·
·
·

zaman algısınıda bir paradoks haline getirmek istedim. En akıllılar her zaman sert olmaz :) Sİzinde ellerinize sağlık hocam

·
·
·
·

Aslını söylemek gerekirse, takip kısmını çok uzatarak asıl anlatmak istediğine varamamışsın.

·
·
·
·
·

bu yorum bana mı :D

·
·
·
·
·
·

Evet.yorumu size yapmıştım. :)

·
·
·
·
·
·
·

Aslında bir kitap edesaiyla yazmak istedim

·

tebrik ediyorum, sonuçlar açıklanmadan yazıyı okuyup beğenmiştim buna ayrıca sevindim:)

·
·

Ya kelimemsayısı azdı aslında. Hislere mi yönelsem olaya mı bilemedim. Kısaltarak yazdım. Sevilmiş :) teşekkür ediyorum efenim :)

·
·
·

bence hikâyenin devamını getirip post olarak paylaşmalısın, yarım kalmış merak ediyorum🙆‍♀️

·
·
·
·

Sen de yaparsan olabilir :) izin alalım :)

·
·
·
·
·

aynısını @kagantrky 'a da söyledim:) onun hikâyesini de merak ediyorum ama benimkinin devamını getiremem galiba:)

ilk defa bu tarz bir şey yazmaya çalıştım zirvede bırakmak lazım belki de..🙆‍♀️

·
·
·
·
·
·

İlk defa yazmaya çalışmışsın. Baya başarılı ama zirve değildir :)

·

Mutasyon mevzularını seviyorum. Tam istediğim şekilde yakalamışsınız. Güneş görmeyen beyaz ten detayı çok iyi. Seçilmişler, isimsizler, bende size kazananlar diyeceğim:)

·
·

Sağ olun hocam. Keyif alınca güzel oluyor :)

Bryan bir yandan zihninin tam ortasına yerleşmiş olan Rachel’i aklından çıkarmak ve görevine odaklanmak için çaba harcarken diğer yandan da ömrü boyunca sadece söylentilerini duyduğu yeryüzünü keşfetmeye çalışıyordu. Toprağa bastığında dikkatini çeken ilk şey yeryüzünde gördüğü insana benzer yaratıkların kendisinden çok farklı göründüğüydü. Muhtemelen savaş sırasında maruz kaldıkları radyasyon insanoğlunun genlerinde kalıcı bir mutasyona sebebiyet vermişti. Dikkatini çeken ikinci şey ise çok çelimsiz olmalarıydı. Etrafta fazlaca insan görünmüyordu. Zorlu koşullarda yaşamını sürdürebilenler bu kadardı herhalde. Bryan haritada kendi yerini saptayıp Sığınak 15’e gidebileceği yolu belirlemeye çalışırken, sadece hikayelerden tanıdığı güneşin yakıcı etkisini derinden hissediyordu. Acaba Seçilmişler sığınaklara taşınmadan önce bu güneşe nasıl katlanabiliyorlardı? Haritada belirtilmiş olan yerlerin birçoğunun artık yeryüzünde olmadığını ve Sığınak 15’e giden yolu bulmanın hiç de kolay olmayacağının farkındaydı ancak sığınaktakilerin hayatı Bryan’ın ellerindeydi ve bu görevi başarmalıydı. Kendisine güvenen ve elinde su çipiyle geri dönmesini bekleyen onlarca insanı hayal kırıklığına uğratma şansı yoktu. Öncelikle sığınaktaki yaşlılardan dinlediği güneş ile yön bulma tekniğini uyguladı. Elindeki haritaya göre Sığınak 15, bulunduğu yerin 50 km kuzey doğusundaydı. Tam ayağa kalkıp yola koyulacaktı ki karşısından 3 tane insansı yaratığın koşarak kendine doğru geldiğini fark etti. Açlıktan gözleri dönmüş bu yaratıklar muhtemelen benimle öğle yemeği ziyafeti çekecek diye düşündü. Gittikçe kendisine yaklaşan yaratıkları izlerken, aniden sığınaktan çıkarken yanına aldığı pompalı tüfeği anımsadı. Sırtından tüfeği çekerek kendisine doğru koşan yaratıklara ateş etmeye başladı. 1. atış, 2. atış ve tam üçüncü atışı yapacağı esnada kendisine iyice yaklaşmış olan yaratıkta bir farklılık sezdi. Bu kahverengi bir çift gözü nerede olsa tanırdı. Rachel…!
Discord ID: househusband#1936

·

devam ediyorum :)

·

tebrik ediyorum, yazınız beğendiklerimden biriydi, listede gördüğüme sevindim:)

·
·

Teşekkür ederim, ben de sizi tebrik ederim yazınız gerçekten ilgi çekiciydi :)

·
·
·

teşekkür ederim:)

·

Hikayenin devamını getirmelisin. Aksiyon ve heyecanı hissettiriyorsun. Detaylara yönelmen çok iyi olmuş. Keyif aldım.

Toprağa ilk adımını atan Bryan'ın aklında bulunan tek soru onun görevini unutturabilecek büyüklüktedir. 32 yıldır yaşadığı Sığınak 10'dan ilk defa atımını toprağa atan Bryan, toprağın güzelliği, güneşin parıltısını gördükten sonra çocukluk arkadaşı Rachel'in bulup bulmaması konusunda kararsız kalmıştı. Onlarca yıl birlikte oyun oynayan, vakit geçiren iki samimi çocukluk arkadaşı Rachel'in nereye gittiği hakkında hiçbir farkı yoktu.

Yeryüzünün binlerce kilometre altında bulunan Sığınaklardan ilk defa çıkan Bryan, Rachel'i bulmak istiyordu. Bryan, hem Rafael Adams'ın verdiği görevi yerine getirmek istiyor hem de çocukluk arkadaşı Rachel'i bulmak istiyordu. İkisi arasında kararsız kalan Bryan öncelikle görevini yerine getirmeye karar veriyor. Sığınak 15'i ona verilen pusula ve harita yardımı ile bulan Bryan aynı şekilde su çipini Sığınak 10'a geri götüyor. Bryan'ı etkileyen yeryüzü çocukluk arkadaşını bulmak istediğini Sığınak 10'a belirtiyor. Sığınak 10'dakilerin izin vermeyeceğini bildiğini için kendine göre bir takım yorumlar getiriyor.

Sığınak 10'a su çipini vermeden önce burada yaşamak istemediğini ve sadece çocukluk arkadaşını bulup geri geleceğini belirtiyor. Rafael Adams için daha önemli olan su çipini almak istediğini için Bryan'ı izin veriliyor. Bryan'ı şimdi daha zorlu bir dönem bekliyor. Toprağın kokusu ve güneşin pırıltısı onun cezbetse bile onun aklında sadece arkadaşı var. Bryan arkadaşını bulabilmek için nereden başlayacağı konusunda hiçbir fikir sahibi değil. Nereye gideceği, nasıl gideceği ve onu yaklaşık 20 yılın ardından tekrar görebileceği konusunda endişeleri bulunuyordu. Bryan arkadaşı bulabilmek için kendi kafasında bir yol geliştirdi ve planlarını uygulamaya başladı. Bryan bu sefer kendisini büyük bir Dünya savaşının ortasında buluyor.


Discord Kullanıcı Adı : Cyberyunus#4545

Loading...

Bryan hayatı boyunca hiçbir zaman gökyüzünü görememiş, rüzgarı hissedememiş ve yağmurda ıslanamamıştı. Aklında görevi başarmaktan çok dış dünyayı ilk defa deneyimlemenin heyecanı vardı. Bu heyecan o kadar fazlaydı ki onu uğurlamaya gelen insanları hemencecik geçiştiriverdi. Sığınak 10'un iletişim kısmı da 100 senedir sornluydu bu yüzden sığınak 15'e biz geliyoruz hazır olun diye haber veremediler. Hazırlandı ve ardından kendini sığınağın daha önce görmediği büyük girişinde buldu. Burası nereden baksan 1 kilometrekare boyutunda havalandırma ve yiyecek gibi bir sürü ihtiyaçların karşılandığı büyükce bir bölümdü. sığınak. Bryan ve birçok seçilmiş daha önce hiç buraya gelmemişti, çünkü burada herşey otonom sistemler tarafından kontrol ediliyordu. Biraz daha ilerleyip robot çiftçileri geçtikten sonra asansöre vardı. Asansöre bindikten sonra farketti ki bu hızlıca yapılan asansör sağlam dayanıklı ve ek güvenlik önlemleriyle dolu bir asasördü, bunu anlayabilecek kadar yeterliliği vardı. Ancak sorun şu ki; bu kadar ek güvenliğe sahiç bir asansör malesef çok yavaş olmak zorundaydı. Yukarı çıkması aşşağı yukarı 25-30 dakika alsa da Bryan'a sanki günler hatta haftalar almış gibi geldi. Son yüzyılda kimsenin geçmediği artık heryerde örümcek ağları kaplı durumdaki uzun koridorları da geçtikten sonra nihayet son çıkışı bulabilmişti. Büyük ve heybetli kapı açıldığında sonunda kendini dışarı atabildi. Yaklaşık 5 dakika boyunca gözünü açmaya çalıştı ve sonunda o masmavi gökyüzünü görebiliyordu. Sığınak ormanın içine kurulmuştu yakınlardaki şelalenin sesini alabiliyordu. Üzerindeki sırf güvenlik önlemi olsun diye giydiği radrasyon kıyafeti hareketlerini aşırı derecede kısıtlıyordu. Radrasyon seviyesinin güvenli sınırlar içerisinde olduğunu teyit ettikten sonra kıyafetini fırlatıp attı. Sığınak 15'e doğru yürümeye başladı, yolda insan iskeletleri ve yeni çürümeye başlamış cesetler görüyordu. Tesisin güvenlik sistmi hibir yağmacının girişine izin vermiyordu. Sığınak 15 en yakındaki sığınak olmasına rağmen sığınak 10'un aksine şehrin göbeğinde konumlandırılmıştı. Bryan oraya kadar yürümek istememişti ancak yoldaki göçük ve engeller sebebiyle yürüyerek bile ancak yol kat edebiliyordu. Sonunda sığınak 15'e vardı. Elindeki aletle giriş izni istedi ancak sığınaktan cevap gelmedi. Tekrar denedi ancak gene bir sonuç alamadı. Daha fazla ilerlemesi durumunda sığınağın güvenlik sistemi tarafından öldürülebilirdi. Ancak kararlılıkla devam etti ve bir şey olmadı. Az daha ilerlediğinde sığınağın eskimiş duvarlarına vardı. Aynı asansörden burada da vardı, sığınak 15'in asansörüne bindi ve asansörün çalışmadığını fark etti. Asansöre güç veren tam 5 yedek güç kaynağı da ya çalınmış ya da bir şekilde servis dışıydı. Derin bir nefes alıp dışarıda benzin aramaya çıktı. Pek uzun sürmeyen uğraşlardan sonra benzinini elde etti ve sığınak 15'e indi. Elindeki sistem sayesinde kapıları kolayca açabildi ancak burada kimse yoktu. Acaba bu kadar insana ne olmuştu?
Hikayeyi devam ettirebilirsiniz
cengiz#8610

·

Merak uyandırıcı

Rachel, sığınak 10’dan kaçarken giysisi demir parçasına takılmıştı ve ne kadar çabalasa kendini kurtaramamıştı ve orada can vermişti. Bryan ise ne kadar çevresinde yardım istese de kimse oralı olmuyordu o yüzden de başkaları da böyle zor durumda kalmasın diye Bryan kendini neredeyse her alanda geliştirdi ve böylelikle belki Rachel gelmeyecekti ama en azından diğer yüzlerce insanı kurtarabildi. O yüzdendir ki her o sığınak aklına gelse çocukluk arkadaşının çaresizce çırpınışı aklına geliyordu. Tüm zorluklara rağmen Bryan hazırlıklarının ardından oraya gitmeyi başarmıştı. Gözlerinden akan damlalar su ile birlikte yok oluyordu ama onun yaşadığı o üzüntülü olaydan güç alarak tamir etmeye başladı. O sırada herkes heyecanla beklerken bir bağırma sesi duyuldu. Bu Byran’ın sesiydi. Byran tamiri gerçekleştirmişti fakat tamir sırasında yaşanan aksaklıktan dolayı bir ayağından olmuştu, kanlar içerisinde halkın içerisine döndüğünde ilk başlarda herkes sevinirken Byran’ı öyle görenler derin bir üzüntüye kapılmıştı. Bu üzüntü Byran’a olan sevgilerinde dolayı değil eğer o ölürse ondan sonra yaşanacak sorunları kim çözecekti. Çünkü yaşam alanları kısıtlıydı bir de orada da sorunlar çıksaydı onları kim kurtaracaktı. O yüzden Byran’ın tedavisi için büyük servetler harcayan prof. Hawking tedavisi için tüm teçhizatları topladı ve tedaviye başladı. O sırada halk ise Byran’ın iyileşmesini heyecanla beklerken güzel haber gelmişti.

-Byran şuan iyi birkaç hafta dinlenmesi gerekiyor.
Bunu duyan halk çok sevinmişti oysaki Byran’ın ayağı kurtulmuştu ama arkadaşı Rachel her aklına geldiğinde üzüntüsü artıyordu ve kendi kendine şunu sayıklıyordu.

-Görüyor musun beni sevgili arkadaşım ben senin üzüntünü düşünürken buradakiler benim iyi olmam için değil sadece sığınağın geleceği için kendilerine zarar gelmesin diye çabalıyorlardı yoksa öyle olmasaydı beklide bende senin yanına gelecektim. Bazen kendi kendime diyorum iyi ki gittin diye ama arkanda yaşayan insanlar üzülüyor Rachel….

Byran, düşüncelerini sayıklarken uyuya kaldı ve bir günün sonu acıyla bitmiş olsa da halkı kurtulmuştu.

Discord: harunbadilli#4197

Bryan yola çıkıyordu hem çocukluk arkadaşı racheli bulmak hemde sığınak 15'e gidip çipi alıp geri dönmek istiyordu. Başına herhangi birşey geldiğinde ona yardım edecek kimse yoktu yada Rachel gibi insanlar olabilirdi. Rachel gibi insanların hayatta kalma ihtimali ona umut ışığı oluyordu, racheli düşündükçe kalbi ısınıyordu. Fakat yürümesi gerekiyordu kullanabileceği herhangi bir araçta yoktu kullansaydida belki sesten dolayı tehlikeye düşebilirdi. Ne tür hayvanlarin, insanların, canavarların hatta ve hatta uzaylıların yaşadığını bilmiyordu. Aman Allah'ım çok aydınlık gözünü alıştırması gerekiyordu, sonuç olarak güneşe direkt bakmaya çalışıyordu. Güneş miydi sahi onun adı bazı şeyler anlattılar ama bilemiyor. Gözü alıştıktan sonra yeşillikler ve sanırım adı ağaç olan şeylerden vardı her yerde. Pusulayı aldı eline haritada yazan N yönüne gidecekti, pusulayı ayarladı ve sağa doğru gitmesi gerektiğine karar verdi. Yırtıcı hayvan sesleri geliyordu yani öyleydi herhalde pek bir fikri yoktu. Yola koyulmaya başladı ve toprak ona karşı koyuyordu yüksek bir tepeyi aşması gerekiyordu ama çukurlar ve tümseklerden dolayı sürekli yere düşüyordu. Sinirlendi ve kaya gibi görünen bir cisme tekme attı, canı çok açımıştı. Bu ne olabilir diye düşünürken kontrol etmek istedi. Bu tanımlayamadığı bir cisimdi ama sandığınız gibi UFO anlamında değil. Evet evet bu eski bilgisayarların belleklerinde bulunan transformers filmindeki robotlara benziyordu. Ama bunlarla uğraşmakla zaman kaybedemezdi. İlerlemeliydi racheli ve sığınak 15'i bulmalıydı. Tahmini olarak 15 km yol yürümesi gerekiyordu. Racheli görebilme umuduyla yerinde duramiyor ve ilerlemeye devam etmek istiyordu. 3 günde 6 km yol almıştı. Ama oda neydi...
Hikayeyi devam ettirebilirsiniz
Discord id:queqtra#8419

doctorbishop adlı kullanıcının hikayesinine devam ediyorum
QmcoLcYzPqVhFcT7KYBu3qpowrTnCgBSs1nkwWVZRrgfcG.png
Küçük matt yolu gösteriyordu. Matt'in söylediği yere gelmişlerdi ve buradan pek insan geçmezdi. Geçse bile ayak izleri bu şekilde olan Alice ve Rachel dışında kimse yoktu. Evet birileri geçmişti buralardan matt'e geri gitmesini söylediler fakat geri gitmek istemediğini onunda onlar gibi olmak istediğini söyledi. Alice ve Rachel buna karşı çıktılar fakat Mart'ta atikliginden dolayı Matt'e dersini vermediler. Matt'in hızlı ve çevik oluşu onu gizli bir casus yapıyordu ama normal bir insan vücuduna sahip değildi. Alice ve Rachel, Matt'in gelmesine izin verdiler. Şimdi sıra izleri takip etmekteydi. Matt ne yöne gittiklerini gösterdi ve arkasından gelmelerini istedi. Rachel ve Alice bu olaya sinir olsalar da kabul ettiler. Bryan'a yetişmeleri için hızlı olmaları gerekiyordu. Bryan ise ilerlemeye devam ediyordu. Artık akşam olmuştu her iki tarafta dinlenmek için mola vermek zorunda kaldılar. Ama hiç kimse fazla zaman kaybedemezdi. Şafak sökerken Alice ve Rachel kalktılar ve Matt'in zarar görmemesi için onu arkada bırakmaya karar verdiler. Matt yaklaşık 2 saat sonra uyanmıştı fakat savaşlardan önceki gibi islemiyordu zaman. Aslında Matt ne kadar gerideydi bilemedik. Yavaş yavaş Bryan'a yola çıkıyordu. Matt aradan kısa bir süre geçtikten sonra Alice ve Rachel'a yetişti fakat kendini farkettirmeden Bryan'ın izlerini takip etmeye devam ediyordu. Artık Alice ve Rachel'ın önünde ilerliyordu. Bunu Alice ve Rachel'ın farketmeksizin uzun sürmedi başka izlerin karıştığını anladilar. Ve daha hızlı hareket etmeye başladılar. Belki de çocukluk arkadaşı olduğu Bryan'ın başına birşey gelmişti...

"Kimsin," dedi Racheal elindeki silahı doğrultarak. Yüzünü güneş ışığı altında görmek garipti, gözünün altında bir doğum lekesi vardı ama hala güzeldi. Yürüdü, elleri havada, adımları temkinliydi. "Benim" dedi, "Bryan."


Öksürdü ve tükürdü. Radyasyon hala etkiliydi ama kitaplarda gördüğü yeşillikten birkaç tane görebilmişti. İyiye işaret "Doğa kendini toparlıyor he?" diye sordu Bryan yüzünde kocaman bir gülümsemeyle. "Hiç yoktan güneş derimizi kavurmuyor ve baksana birkaç çiçek açmış bile."

"Böyle değildi, kaçtığımda yani. Güneş hala canını yakıyordu ve yağmurları içmeye kalktığında ölüyordun. Şimdiyse, son iki senedir her şey düzeliyor gibi. İnsanlar çoğaldı. Baksana sen bile çıkmışsın" dedi Racheal gülerek. O karşısında hala sıska, çocuk Bryan'ı görüyor diye düşündü. Artık eskisi kadar gülmüyor.

"Şu senin çip, onu unutmalısın Bryan. Burada benimle kalmalısın, hem sığınaklardan çıkmanın vakti de gelmedi mi sence? Burada, dışarıda her insana ihtiyacımız var. Artık insanlar bunca yıl hazırlandıkları şeyleri yapmalılar."

"İnsanlar düzeni sever Racheal, senin aksine orada hala mutlular ve burada garip yaratıkların olduğunu ikimiz de biliyoruz sanırım." Sol tarafındaki yırtık sarılmasına rağmen hala sızlıyordu.

"Biz, ben, bu düzeni yıkıyoruz Bryan. İstersen Sığınak 15'e gidebilirsin ama orada artık hiçbir şey yok. Yıllar önce terk edildi. Bazıları buraya geldi, bazıları da, eh dediğin gibi dışarıda eskiden olmayan şeyler türedi. Açık konuşacağım Bryan, şu an burada tek olmamın sebebi Sığınak 10, senin de burada olmanın sebebi benim. Sığınakların zamanı doldu. Dostlarım ve ben bunu garanti etmek için uğraşıyoruz. Uğraşıyoruz ki artık gerçekten yaşayabilelim. Uğraşıyoruz ki insanlar özgürlüğün tadını alabilsin..."


Discord ID: Yasujizr#0934

“Korku,bilinmezim gölgesi gibidir taki aydınlık var olana kadar”

Kalbinin hiç bu kadar attığını hatırlamıyordu. Akademik bilgilerle tanıdığını düşündüğü bir maceraya doğru ilerliyordu.Sığınak 10’ un kahramanı olabilirdi.
Yeryüzüne açılan kapı, alışık olmadığı şekilde zorlama ile açıldı. Güneş ışınlarını hissedemiyordu ya geceydi ya da öğrendiği ‘nükleer kış teorisi’ gerçekti. İlk adımını attı. Toprak kuru ve hassastı,dağılıyordu.Yaşam hala yok,düşüncesi kalıtsallaştı. Gözbebekleri büyümüş, göz kapakları kısılmış etrafa bakıyordu. Öğreniyor ve hafızasına alıyordu. Haritayı çıkardı, haritada belirtilen yerler ile bulunduğu yerarasında tezatlık vardı. Anlam verememişti. Korkusu daha da arttı. Elindeki lanet olasıca harita hiç bir iline yaramıyordu. Sadece pusulası ve hangi yöne gideceği tek gerçekliğiydi. Emaneten verdikleri silahları aldı, teorik olarak hazırladı ve dua etti. Yalvarırım kullanmaya ihtiyacım olmasın!
Aynı yöne ilerlerken tuhaf gökyüzünü izliyordu, çok ama çok yükseklerde toz tabakası vardı ve tüm gökyüzü bunlarla kaplıydı. Karanlığa kızıllığın tonları verilmişti.
‘Hey, Sen! Dur orda... Kıpırdama!’
Sesi duyan Bryan korkudan hareket bile edemiyordu. Elindeki silahı kullanmak zorunda kalacaktı. Kafasını sese doğru çevirdi. Gördüğü şey onu daha da etkiledi ve korku ile tiksinti arasında gidip geldi. Üç gözlü ve karnından kola benzeyen bir uzvu olan tanımlayamadığı bir şeyle karşılaştı. Ve bu şey konuşabiliyordu.
‘Sen, bizim sağlama ne kadar da çok benziyorsun. Onun eşyaları ve aletlerini taşıyorsun. Benimle gelsen iyi olur, birazdan yağmur yağacak ve bu pek de iyi değil.’
Bryan aniden taş kesilmişti. Kendisine benzeyen ve aynı aletleri taşıyan sağlam biri... Biri demişmiydi? Kekeleyerek ve tedirginlikle bir kaç kelime döküldü ağzından; ‘Ben-iiim bu tara-fa gitmem gerekiyor ama’
Derin bir sessizlik oldu, sadece yüzünü hafif yakan rüzgarın ve de toz zerreciklerinin elbisesine çarpanken duyulan sesleri duyuyordu.
‘Sen benimle gel,tabi yaşamak istiyorsan. Korkma, hem cinslerimizi yemiyoruz. Diğerleri için bir şey diyemeyemem’ Cümlenin sonunda manasız bir gülüş oldu, Bryan anlam veremedi... İsminin hakkını vermesi gerektiğini düşündü. Belki de cahil cesareti tam da buydu.


Discord ID : Mahfi#6172

Bryan'nın yeryüzüne ilk adimını atmasinin yeni dunyaya gelen bir cocugun durumundan pek farkı yoktu. ; çünku asıl dunyaya ilk gelişiydi. Bu görevini daha da zorlatişiyordu. Ama Bryan
cok zeki bir insandı, yeryüzunu kesf etmesi uzun sürmedi. Ayrica o kendisine verilen gorevin ne kadar onemli oldugunun da farkındaydi. Evet , yeryüzü. eskisi gibi degildi, yasamak icin insanlarin birbirini öldürdügü, binlerce çetenin ortalıkta dolastiği bir dunya olmustu artik dunya. Bryan tum bu tehlikelere ragmen 15.sığınaga ulaşmayi başarmis ve çipi almayi basarmisti. Şimdi sira dönüş yolundaydi. Bryan artik gorevini tamamlamak uzere iken 10 siğinaga varmadan geçimini adam kacirarak saglayan bir cetenin eline duser. Çete Bryan'dan hayatı karsiliğinda para ister ama Bryan parasinin olmadigini soyler. Bunun uzerine cete Bryani infaz etme kararı vermek icin Çete Reisine haber verilir. Bryan artik herseyin bittiğini düsündugu anda Çete Reisi'ni karsisinda gorur. Gözlerine inanamaz reis cocukluk arkadasi Rechal'dir. Bryan sevinçten ne yapacagini şaşırir, ayni şaskinligi Rechal da yasar ve iki dost birbirine sarilir yillarin hasreti giderilmeye çalişilir.Ve sonunda Bryan onemli gorevini basari ile tamamlayip 10. siğinağa ulaşır...
mt63#0483

Brayn başına geleceklerden habersiz yola koyuldu.Etrafında hiçbir şey yoktu ne bir insan ne bir bitki yıllar önce atılan bombaların etkisi hala geçmemiş olmalıydı ki hala etrafta bitkiler yetişmemişti.Brayn ilk günü tamamlamak üzereydi ve hala etrafta bir canlı görememişti, uyumak için güvenli bir yer arayan Brayn eskiden hastane olduğunu düşündüğü bir binaya girdi.İçerisi çok sessizdi ,odalardan birine girdi ve eski bir dolabın içerisine sırt çantasından çıkardığı küçük matını serdi geceyi dolabın içerisinde geçirecekti son kez etrafı kolaçan ettikten sonra uykuya dalmak için gözlerini yumdu.Gözlerini açtığında etrafında onlarca insan gördü fakat hiçbiri kendisine benzemiyordu. İçlerinden biri Brayn'a sürekli sorular soruyordu.Brayn isyancıların eline düştüğünü düşündüğü için onlara sığınaktan geldiğini söylemedi ve onlar gibi isyancı olduğunu söyledi fakat karşısındaki kalabalık aslında isyancı değil sadece fakir halktan oluşan bir gruptu .İsyancı olduğunu duyan insanlar korkarak Brayn'ı serbest bıraktı ve bunun üzerine Brayn onları daha yakından tanımak için onlara sorular yöneltmeye başladı ve gün sonunda onlarla beraber fakir grubun kaldıkları köye gitmeye karar verdi.Köyde onu bekleyen sürprizden habersiz yola koyulan Brayn en sonunda köye vardı.Onu gören insanların meraklı bakışları ve uğultuları içinden köyün meydanına kadar indi ve orada çocukluk arkadaşı Rachel le yaptıkları oyuncak evin gerçek halini gördü,ne yapacağını bilemeyen Brayn hemen evin sahibi ni sordu ve o an Rachel çıkageldi.İlk başta birbirini tanımayan bu iki arkadaş sonrasında birbirlerini tanıdılar ve bunun üzerine Rachel onun sığınaktan geldiğini tüm köye söyledi ve malesef köy halkı onu oracıkta öldürdü.
Discord ID:(Vezirtorunu#7340)

Sığınak 15'te ki çipi almak için görevlendirilen Bryan yol için gereken tüm hazırlığını yapmış ve sığınak 10'dan yola çıkmıştır. Bryan çok heyecanlıdır çünkü bir yandan yeryüzünü merak etmektedir, bir yandan da çok önemli bir sorumluluk taşıyan bir görev almıştır. Bir de hiç aklından çıkmayan çocukluk arkadaşı Rachel'i merak etmektedir. Acaba Rachel nerede, nasıl, ne yapıyor diye içi içini yemektedir.

Bryan sonunda yer yüzüne ayak basmıştır. Gördüğü ilk manzara karşısında şoke olmuştur. Çünkü savaş her şeyi alt üst etmiştir. Savaşın dehşeti tüm çıplaklığıyla gözler önündedir. Bryan bu şoku atlattıktan sonra yıkık dökük binaların arasından endişeli gözlerle etrafını gözleyerek bir yandan da sık sık haritasını kontrol etmektedir. Çünkü rotasından sapmak yanlış yola gitmek istememektedir, bir an önce görevini tamamlayıp dönmesi hayati önem taşımaktadır. Bryan yolda ki ikinci gününü tamamlamış ve sonunda sığanak 15'e varmıştır. Tekrar yer altına inen Bryan sığınak 15'in kapısını çalar ve hayatının sürprizi ile karşılaşır, bir de ne görsün karşısında Rachel! Çocukluk arkadaşı Rachel'i görür görmez tanımıştır ve çok heyecanlanmıştır. Rachel de onu görür görmez tanımış ve birbirlerine sarılıp hasret gidermişlerdir. Uzun uzun sohbet etmiş birbirlerine hayatlarını anlatmışlardır. Bryan Rachel görevinden bahsetmiş ve sığınak 10 a tekrar dönmesi gerektiğinden bahsettiğinde rachel sığınak 10 a tekrar dönmek istemediğini oradan nefret ettiğini söylemiştir. Bryan da ısrar etmemiş görevini tamamladıktan sonra tekrar sığınak 15 e gelebileceğini söylemiştir. Bu düşüncelerle Bryan yeni çipi alarak tekrar kendi sığınağına dönmüştür ve kendi sığınağında ki tüm insanlar için hayati bir görevi başarı ile tamamlamıştır.

Discord ID: Lion#9534

·

Biraz değiştirip devam edebilir miyim

·
·

Evet buyrun

Househusband adlı kişinin hikayesine devam ediyorum.

Ateş edip etmemek arasında kararsız kaldı. Acaba gerçekten Rachel mı sorusu aklını kemiriyordu. Rachel olsa sanki kızarmış tavukmuşum gibi bana doğru koşmazdı ancak belki de sığınaktan kaçtıktan sonra bu hale geldi en iyisi onu öldürmeyecek şekilde yaralayayım diye düşünebildi. o kadar çok yaklaşmıştı ki sadece sol aygına ateş etme fırsatı bulabildi. Pompalının etkisiyle olduğu yere yığılan yaratığı daha dikkatli incelemek için iyice yaklaştı. Gözleri aynı Rachel'ın gözlerine benziyordu ancak saçları tamamen dökülmüş ve çok yaşlı duruyordu, Rachel ile aynı yaşta olduğu halde yaratık neredeyse 45 yaşında gibi gözüküyordu. Bunun nedenleri yayılan radyasyona çok fazla maruz kalmış olabileceği aklına geldi. Artık durumu netleştirebilmesi için tek yolu kalmıştı, o da çocukken ölene kadar en yakın arkadaş olarak kalacaklarına dair birbirlerine söz verip sol omuzlarına hiç görmedikleri ancak büyüklerinin kendilerine ormanların kralı diye bahsettikleri aslanın dövmesi yaptırmışlardı. Yaratığı hemen ters çevirdi ve sol omzunu açtı ve evet aslan dövmesi yerindeydi. Ne yapabilirim diye kısa bir durum muhakemesi yaptı. Eskiden Rachel olan ancak şimdi bir yaratığa dönüşmüş olan arkadaşını o şekilde bırakıp gidemezdi. Belki sığınakta doktorlar düzeltebilir o zaman kadar yaşatmalıyım diyerek elinde çok az sayıda bulunan ilk yardım malzemelerini kullanarak onu tedavi etti. Çok zaman kaybeden Bryan bu geceyi burada geçireyim yarın sabah artık ne yapacağıma bakarım diye düşündü. Gece çok soğuk olduğu için ateş yaktı ve yaralı olan Rachel ile ilgili düşünmeye başladı. Acaba iyileşecek mi? Şimdi ne yapmam lazım? yanımda götüremem o kadar yolu gidip gelemez sığınağa dönüp teslim mi etsem soruları aklından bir türlü çıkmıyordu.

Sabahı zor etmişti ancak en mantıklı kararın arkadaşını yüz üstü bırakmamak olduğuna karar verip yaralı ve bitkin halde ki Rachel'i sırtladı ve sığınağın yolunu tuttu. En fazla 1-2 km uzaklaşmıştı zaten nasıl olsa bir iki saat içerisinde Rachel'ı teslim edip tekrar yola çıkarım diye düşündü.

Artık iyice yaklaşmıştı sığınağa ancak fark etmediği bir şey vardı. İsyancılar tarafından takip ediliyordu. Evet isyancılar dün silah seslerini duyduktan sonra olay yerine hızla gelmişlerdi ancak uzun zamandır görmedikleri normal bir insanı fark edince hemen saklandılar ve bu asla yalnız değildir mutlaka bizi toplu yaşadıkları yere götürecektir diye düşünüp onu takip etmeye karar verdiler. Radyasyon her ne kadar görünüşlerini değiştirmiş olsa da düşünme gücüne etki etmemişti. Bryan sığınağın kapısına geldiğinde hala takip edildiğinin farkında değildi. Asiler sığınağın girişini öğrenene kadar saldırıya geçmeyeceklerdi tam o sırada Bryan gizli geçidi açarak içeri girdi...

Konuyu Devam Ettirebilirsiniz.

Discord ID: (mehmet#1836)

Hem neden kaçmıştı ki Rachel? Evet asi bir ruhu vardı, düzeni sevmiyordu, özgür olmak istiyordu. Kim istemez ki? 100 senedir yerin altında yaşamak, buna yaşamak denirse tabi. Rachel hayatta mı değil mi bilmiyordu Bryan.

Yeryüzüne çıktığında derin bir nefes aldı, yıllardır fanların taşıdığı düşük oksijenli havayı soluyan ciğerleri bu havayı kabul etmedi, uzun uzun öksürdü. Koruyucu gözlükleri olmasaydı güneş ışınları yıllardır karanlığa alışmış gözlerini kör edebilirdi. Bir kaç saat sonra vücudu ortama alıştı ve hemen yola koyuldu. Neden Sığınak-15 diye kendi kendine sordu, Sığınak-11 ya da Sığınak-9 daha yakın olmalıydı. Daha 150 gün yetecek suları olduğunu söylemişti başkan Rafael Adams, peki neden bu acele, ve neden yalnız başıma beni gönderiyorlar? O sinirle haritayı eline aldı ve hesaplamaya başladı. Sığınak-15 yaklaşık 10 günlük mesafedeydi. 10 gün de dönüş, 20 gün yeryüzünde kalacaktı. Daha önce kimse bu kadar uzun bir süre dışarıda kalmamıştı. Peki Rachel? O yaşamayı başarabilmiş miydi? Gittiği günden beri mavi saçları gözlerinin önünden gitmiyordu.

8 gün sonra...

Sığınak-15'in önüne geldiğinde, geçen 8 günde çiçeksiz uzun bitkilerden başka bir şey görmemişti. Yeryüzünde kurulan yeni düzen, isyancılar, fakir halktan eser yoktu. Pompalı tüfek yerine pala vermeleri lazımdı diye düşündü. Güvenlik görevlilerine, başkanla görüşmek istediğini söyledi Bryan. Başkanın odasına yürürken, arkasında çığlık çığlığa bir ses duydu:

-Bryannnn, Bryannn....

Gözlerine inanamadı, o mavi saçlarıyla Rachel ona doğru koşuyordu. Şaşkınlığı geçince, kısa bir konuşmadan sonra başkanın odasına geçtiler beraber. Sığınak-15'in başkanı Carel Adams (Rafael Adams'ın kardeşi) ellerinde sağlam çip olmadığını ve Sığınak-25'e gitmeleri gerektiğini söylediğinde Bryan yıkılmıştı. Başkan, Rachel'in kendisine eşlik etmesi gerektiğini söyledi. İki arkadaş Sığınak-25'e doğru yola çıkarken, Rachel tüm gerçeği anlatmaya başladı. Aslında su sorunu yoktu, yiyecek sıkıntısı yaşanıyordu. 150 gün sonra yiyecekleri tükenecekti. Bunun için her sığınaktan 1 kişi katılacak şekilde 20 kişilik bir ekip kurulacak ve yeryüzünde yiyecek üretmeye dair çare arayacaktı.

Bryan her şeyi şimdi anlıyordu, aldığı teknik eğitimi, Rachel'in gidişini ve Sığınak-15'te ziraat eğitimini neden aldığını...

Discord ID: cashthekush#5528

Bryan yeryüzünde kurulan karma karışık düzen içerisinde çoçukluk arkadaşı Rachel'i bulabilecekmiydi. Bryan'ın sırtına 2050 yılından kalma paslanmış tüfeği asmış, belinde mermileri doldurduğu 357 Magnum ve elinde pusula ile yere serdiği Sığınak 15 'in haritasına bakıyordu, gideceği yönü belirledi ve 357 Magnum'u çıkartıp yerine rulo haline getirdiği Sığınak 15'in haritasını koydu. Bir elinde silahı diğer elinde pusulası ve aklının köşesinde çoçukluk arkadaşı Rachel'i düşünerek Sığınak 15'i aramaya koyuldu. Bryan Sığınak 15'i ararken etrafa merakla bakıyordu, çünkü yeryüzü hakkında sadece kendisine anlatıldığı kadarını biliyordu. Elindeki pusulaya baka baka belirlediği rotaya doğru ilerledi ve hemen ileride kapıya benzer birşey gördü, pusulayı yere bıraktı ve hemen haritayı çıkartıp pusulanın yanına serdi, evet burası Sığınak 15' idi. Kapının içinde korumalı bölgede duran görevliye durumu izah etti. Görevli Sığınak'a inip Sığınak 15'in başkanına durumu anlattı ve birlikte kapıya doğru yol çıkmaya başladılar.
Bryan kapının arkasında beliren Sığınak 15'in başkanını görünce gözlerinin içi gülmeye başladı, çünkü o başkan yıllar önce Sığınak 10'dan kaçan çoçukluk arkadaşı Rachel idi. Rachel, Bryan'ı içeri davet etti. Sığınak 10 için yedek çip verebileceğini söyledi, ama bir şartı vardı; yedek çipi Sığınak 10'a bırakıp kendi yanına temelli geri dönecekti. Bryan kabul ederek tekrar yola koyuldu. Sığınak 10' avarıp yedek çipi verdi ve durumu oradakilere izah etti. Başkan dahil kimse istemiyordu Bryan'ın gitmesini ama Bryan gidecekti, ailesini alıp yola koyuldu ve Sığınak 15'e arkadaşı Rachel'in yanına yerleşti.
Discord=ketamin#0094

Loading...

Bryan gerekli eşyalarını yanına alıp yola çıkmıştır bile.Bryan bu iş için biçilmiş kaftan olsa dahi kafasında bir çok soru işareti bulunmakta ama ilk yapacagı şeyi çok iyi biliyordu.Haritasını ve pusulasını kullanarak gidecegi yönü belirledi.Bakalım Bryan’ı ne bekliyor...Yolun yarısına ulaşmasına dakikalar kala arkasından gelen şiddetli bir ses ile ürkülüdü ve vahşi bir hayvan sürüsüyle karşılaştı.Ardından hemen silahını eline aldı ve havaya ateş etmeye başlar ama biliyordur ki kullanacak fazla mermisi yoktur.2 el ateş eder ve vahşi hayvan sürüsünü geriye püskürtür.Sakinleştikten sonra tekrar yola koyulur ve biraz ilerledikten sonra Sığınak 14 ün yazısını görür ve biraz dinlenmek için oraya doğru yürür.Sığınağı girip kendini tanıtan Bryan hoş karşılanır ve susuzluğunu gidermek için su ister.Bir bayan yavaş adımlarla Bryanın suyunu getirir.Bryan gördüğü manzara karşısında şok olur.Karşısında gördüğü kişi çocukluk arkadaşı Racheldir.Bu olay karşısında Bryan gözyaşlarına boğulur ve arkadaşına sımsıkı sarılır ve olan biteni arkadaşı Rachel e anlatır.Rachel de bu yolda onunla olmak ister ve tekrar yola koyulurlar.Bryan elindeki pompalı silahı arkadaşına verir ve sonunda sığınak 15 e ulaşırlar.Sığınak 15 teki yetkiliye durum anlatır ve zaman kaybetmeden çip i alıp tekrar yola koyulurlar.Fakat yine vahşi hayvanlar tarafından yolları kesilir ve hızlıca üstlerine koşmaya başlarlar.Bu durum karşısında Bryan ve Rachel silahlarını alıp vahşi hayvanlara doğru sıkarlar fakat Bryan ın silahının mermisi biter ve vahşi hayvanlar tarafından yaralanır.Rachel hayvanı püskürtür ve hemen arkadaşının yanına koşar.Bryan ın dayanacak gücü kalmamıştır ve arkadaşına;”Ben artık gelemeyeceğim insanlığın yaşaması için bu çip’i götürmelisin”der.Rachel gözyaşlarıyla arkadaşını bırakıp sığınağa varır.Belki en yakın arkadaşını bırakmıştır ama yüzlerce insanı kurtarmıştır.
Discord İd:alikoc#5714

Bryan yeryüzünü görünce güneş gözlerini kamaştırmış, yer yüzündeki tahribat ve yoksul yaşam içini karartmıştı. Acaba çoçukluk arkadaşı Rachel kaçtıktan sonra bir başka sığınağamı gitmişti yoksa bu tahrip olmuş yeryüzünde sefil bir hayat mı sürüyordu diye düşündü. Silahlarını kullanıma hazır duruma getirdi çünkü korkuyordu yeryüzünden, Harita ve pusulaya bakarak Sığınak 15'i bulmak için yola koyuldu. Gizlenerek yol alıyordu hedefine doğru, bir müddet sonra ileride tam yolunun üstünde bir insan belirdi, temkinli ve silahı hazır bir şekilde yaklaştı ona, on metre kadar yaklaşmıştı, gizli gizli gözlemlerken baktığı kişi birden arkasını döndü ve göz göze geldiler. Bryan silahını doğrultmuştu ama yüzünde bir gülümseme oldu. Çünkü bu Sığınak 10'dan kaçan çoçukluk arkadaşı Rachel'di. Bryan yaklaştı ve sarıldı arkadaşına. Rachel kaçtığına pişman olduğunu ama korktuğundan geri dönemediğini ve yeryüzünde yaşadığı sefil hayattan bahsetti. Bryan yeryüzüne çıkış amacı birden geldi aklına. Rachel'e durumu anlattı; Kendisinin başkan dahil olmak üzere herkes tarafından sevildiğini ve eğer kendisiyle gelirse onu kabul edeceklelerini anlattı. Rachel hem ailesini hem arkadaşlarını özlemişti bu teklifi hiç düşünmeden kabul etti. Birlikte Sığınak 15'e gidip su için ggerekli çip'i alıp geri kendi sığınaklarına döndüler. Rachel sığınağa girince gözleri ailesini ararken omzuna bir el dokundu, bütün ailesi arkasındaydı onlara doya doya sarıldı.
Discord= Square_Sausage#5674

Onurlanmıştı ve birazda heyecanlanmıştı sanki. Belkide yarın sabah başlayacağı yolculuğunda çocukluk arkadaşı Rachel'le da karşılaşabilirdi. Acaba nasıl biri olmuştu. Kaşları eskisi gibi kalın mıydı veya burnu hala küçücük müydü. Bilmiyordu. Ama içi kıpır kıpır olmuştu onu düşünürken. Bir süre sonra kendini ayakta boş boş bakarken bulmuştu. Hemen toparlandı. Milyonlarca odadan oluşan koca bir evi andıran Sığınak 10 daki kendi odasına gitti. Yatağına uzanıp yarının gelmesini bekledi. Bu uzun bekleyişte büyük büyük dedesi Albert dan kalma ne olduğunu bilmediği eşya aklına geldi. Unutmadan onuda hazırladığı çantasına koydu. Artık yolculukta daha güvenliydi. Albert'da onunla beraber gelecekti. Ah ne şaşkındı. Ama seviyordu bu tarz şeyleri. Uyandığında başı çatlıyordu. Geç kalmış olamazdı. Hemen saatine baktı. Kahvaltısını yapacak kadar bile vakit yoktu. Hemen kalkıp yüzüne bir avuç su çarptı, daha fazlasını kullanamazdı şu lanet çip yüzünden. Hiçkimseyle vedalaşmadan toparlanıp yola koyuldu. Sığınak 10 dan yaklaşık 7 km gittikten sonra karşısına çocukluğunda anlatılan yokluk yolunu gördü. Yani öyle olmalıydı. Hikayelerde tasvir edilen uzun sıra mazgallar vardı mesela. Mazgalların berisinde tepeden sarkan sarktılar bulunuyordu. Aslında daha fazlasınıda bilmiyordu. Acaba Rachel'da buradan mı gitmişti. Korkuyordu. Daha gençti. En azından 100 yaşındaki ihtiyardan genç olduğu kesindi. Belkide Rachel yaşıyordu. Oda sığınak 15 e gitmişti. Mutlu olmalıydı. Belkide yeni bir hayat kurmuştu. Evli ve çocukları olmalıydı. Sadece kendini avutmak için söylüyordu bunları. Çünkü çok merak ediyordu orayı. Gitmek için kendini cesaretlendirmeye çalışıyordu. Daha fazla düşünmeden koşarak mazgalların arasından atladı.

konmaster#8210

Bryan görev günü gelir ve yeryüzüne ilk adımı atar. İlk olarak geriye uzunca baktıktan sonra Sığınak 15'e doğru yola koyulur. Günün aydınlık ama puslu havası görünmeyen ufuk ile birleşip Bryan'ı nelerin beklediğini gizlemektedir.

Eski Dünya'dan hiçbir iz yoktur. Ölü ağaçlar garip sesler eşliğinde gün kararır. Gece daha yavaş ve kontrollü bir ilerleme sergilemeye başlayan Bryan yaklaşık Beş günlük yolculuktan sonra birbirine saldırıp acımasızca öldüren bir grup insana denk gelir. Ve Bryan arkasından sessizce yaklaşan bir kişi tarafından bayıltılarak etkisiz hale getirilir. Bryan kendine geldiğinde bir depo'da elleri ayakları bağlı bir şekilde bulur kendisini. Birazdan kilitli kapı açılıp içeri bir kadın girer ve Bryan'a kim olduğunu buraya nereden geldiğini sormaktadır. Bryan ise kolonim için ve yaşamımızın devamı için gerekli çip'i diğer Sığınak'tan karşılamaK için yola çıktığını söyler. Ve adı Rose olan kadın ben sığınak 15'den 10 yıl önce kurtulabilen tek kişiyim der! Bryan ise çok şaşırmışcasına ne yapacağını bilemez bir yüz ifadesiyle bakmaya başlar.

Bryan; Rose'a peki senden başka hayatta olan birileri var mı ? diye sorar.. Rose ise Sığınak 15 den kurtulduktan sonra 7 kişilik bir insan topluluğu ile karşılaştığını ve onlarla birlikte hayatta kalmayı başardığını söyler. Ve Rose bu grubun başının Rachel olduğunu söyler!

Bryan ise Rachel'den bir iz bulduğu için çok sevinir. Yalnız bir sorun vardır. Rose: Bryan'a der ki Rachel ile grubumdan günlerdir haber alamadığını söyler ve onları aramaya koyulduğunu söyler. Ve eğer onlara ulaşamazsam susuz ve gıdasızlıktan ölebileceğini Bryan'a söyler.. Ve birlikte Rachel 'e ulaşabilmek için yola koyulurlar.

Bakalım Bryan ve Rose'u neler bekliyor. Rachel'e ulaşabilecekler mi?

Konuyu Devam Ettirebilirsiniz :)

Discord ID: (alkmaar#5162)

Sığınak 10'dan çıkış yapan Bryan asansörde uyandığında hatırlayabildiği tek şey Rachel'e ulaşmaktı. Yeryüzünde ne ile karşılaşacağını bilmiyordu. Tek amacı Rachel'e ulaşıp çipi almaktı. Asansörün kapıları açıldığında Bryan kendini Olympus isimli, devasa taş duvarlarla çevrili geniş bir alanda ve burada yaşayan Fakirler arasında bulur. Küçükken Rafael Adams'ın anlattıklarını anımsar. Çevrelerini saran labirente çıkan taş kapıların her sabah açılıp her akşam kapandığı ve Fakirlerin İsyancılara karşı verdiği mücadeleyi gözleriyle görecekti artık. Kimse Olympus'u İsyancılara kaptırmayı istemese de yemek ihtiyaçları için kapının açılmasını dört gözle beklemektedir. Yine de Bryan'ın içinde bir his, çıkış yolu bulabileceğini söylemektedir. Ama bunun için zihninin derinlerinde yatan sırları açığa çıkararak labirentin gizemini çözmesi gerekecekti. Büyük bir gürültü ile açılan kapılara şahit olmanın paha biçilemez duygusunu daha hazmedemeden İsyancıların koşarak kapılardan içeriye girdiklerini fark eder. İsyancıların hiçte hikayelerdeki gibi olmadığını, adeta yaşayan ölülerden oluşan topluluğun üzerine doğru geldiklerini görür. Silahına sarılarak Rachel diye bağırmaya başlayarak tetiği çeker...

ID: azadakar#1089

Teşekkür-resimleri-Hareketli-13.gif

Bryan, çok yetenekli olmasına rağmen zayıflığı hislerinin bastıramamasıdır. Bu yüzden görev için dışarı çıkmışken aklından çıkaramadığı çocukluk arkadaşı Rachel'i de bulmak için planlar yapıyordu. Aklındaki düşüncesi ise ilk olarak çipi almak daha sonra ise kalan günlerinde çocukluk arkadaşını aramaktı. Toprağa ilk adımını attığında çevresindeki kurak alanları ve havanın kirliliğini göz önünde bulundurarak yapacağı işlerin bir an önce yapmak istedi. Yola koyulan Bryan, ileride gördüğü sığınak gibi bir yapının çevresinde ki dolaşan 5-6 kişiden şüphelendikten sonra onları izlemeye başladı.

Kalan: 148 Gün
Bryan, bir süre izlediği kişilerin artık yanına gitmeye karar vermiştir. Çünkü bu sığınak gibi yapı Sığınak 15'e giden yolun üzerinde yapılmıştır. Başka bir yoldan gitmeye karar verirse yolunun en az 10 gün uzayacağını biliyordu. Buda yaptığı planda arkadaşını arama işini zora sokacaktı.

Sığınak gibi olan binanın yanına gittiğinde kapıdaki Muhafız, "Nereden geldiğini" sordu.
Bryan ise bu soruya kulaktan duyduğu bilgilerden yararlanarak "Tatamanyo'dan geliyorum." cevap verdi.
Muhafız, "Nereye gidiyorsun?" diye sorunca,
Bryan, "Tırtbistan'a" diye cevap verdi.

Muhafız, "Buraya neden geldin?" diye sordu.
Bryan, "Elimde ki haritada kısa ve güvenli olan tek yol burası gözüküyor." diye cevap verdi.
Muhafız, "Biraz beklemen gerek.","Tamam, 10 Gak ödedikten sonra geçebilirsin." diye söyledi.
Bryan, Elinde Gak olmadığını ama değerli bir çipin olduğunuve 10 Gak yerine onu verebileceğini söyledi.
Muhafız tekrar içeri gittikten sonra geldiğinde "Tamam. Çipi ver ve geç." diye söyledi. Çipi verdikten sonra geçen Bryan, 20 Günlük yoldan sonra artık Sığınak 15'e varmıştır.

Kalan: 128 Gün
Bryan, sığınak 15'in yöneticisi olan Janick ile konuştuktan sonra sağlam çipi almıştır. Artık şimdi sıra hiç unutamadığı arkadaşını aramaya gelmiştir.

Discord İd: dangerux#4970

Bryan ve Rachel beraber sadece 10 sene geçirmişlerdi ve Rachel kaçtığında Bryan daha 10 yaşındaydı ve görse de onu tanıyamazdı. Fakat yine de dışarıda sürekli gözleri onu aradı sanki görse tanıyabilecekmiş gibi. Aslında merak ettiği çok fazla şey vardı çünkü o yıllarda doğan çocuklar bir mikroçip sayesinde bir alanda tüm bilgilerle donatılmış olarak doğuyorlardı ve Sığınak 10 da konuşulana göre Rachel atom altı parçacıklar konusunda donanımlı olarak doğmuştu. Rachel’in yetenekleri ile neler yapabileceğini düşünüyordu. Aslında aklında bir proje vardı. 2050 yılında yani 100 sene önce bir dünya savaşı çıkmış ve CERN tarihe karışmıştı. Bryan kitaplardan okuduğu kadarıyla CERN’de sanal evren çalışmaları son noktaya gelmiş ve savaşı zaten bu olay başlatmıştı. Bryan da aynı Rachel gibi doğuştan teknik donanımlı doğduğu için Rachel’i bulursa onun bilgisi ve Bryan’ın teknik becerisi sayesinde insanların yaşayabileceği bir evren oluşturabileceğini düşünüyordu.

Bryan’ın sığınakta duyduğuna göre Rachel, isyancı bir grupla beraberdi ve Bryan çipi almaktan vazgeçip Rachel’in peşine düştü. Yıkılmış sokaklarda gezerken tamda beklediği gibi isyancılar karşısına çıktı ve Bryan’ı esir aldılar. Götürüldüğü eski bir tesiste sorgulanan Bryan isyancılara Rachel’den bahsetti ama kimse tanımıyordu. Sorgu bittikten sonra sorguyu yapan isyancılar dışarı çıktığında içeride son bir isyancı kaldı ve isyancı, Bryan’a ‘’Buradayım kardeşim’’ diye fısıldadı. Bryan şaşkınlık ve telaşla arkadaşını gördüğünü anladı ve çok acele etmesi gerektiğini bildiği için durumu arkadaşına çok hızlı bir şekilde anlattı. Rachel, Bryan’ın anlattıklarına evrenlerin oluşturulabildiğini fakat tasarlanamayacağını ve insanların o evrenlerde yaşayamayacağını anlatarak çok üzgün olduğunu söyledi. Elini cebine attı ve Bryan’ın aramak için geldiği çipi avucunun içine bırakarak oradan uzaklaştı.

Discord: burakdogusoy#3314

·

Bazı şeyler eksik kalmalı :)) kelime sıkıntısı var diye bu kadar oldu gerisini başka bir arkadaşımız da tamamlayabilir bence :))

·

Sonunu kötü bitirdin ama bekle bunu devam ettireceğim güzel yazmışsın

@burakdogusoy kullanıcısının hikayesine devam ediyorum.

Bryan'ın istediği çip artık elindeydi.Tek yapması gereken sığınağa geri dönmek ve herkesin takdirini tekrardan toplamaktı fakat bunu yapamıyordu. Rachel'i hala daha gördüğü ve onun sığınaktakinden çok farklı olduğunu fark etmişti.Rachel'in onu hep beklediğini fakat sığınakta kalmaya devam ettiği için ondan uzaklaştığını düşündü ve doğruydu da Bryan bu fikrini İsyancıların başka bir uzmanına anlattı ve bunun günümüz teknolojisi ile mümkün olduğunu söyledi.Peki neden Rachel bunu redetti? İsyancılara mı alıştı? Yoksa İnsanlar tarafından hırpalanan yaralı dünyanın hala "Ben buradayım" diyişine mi aşık oldu? Yoksa tek isteği Bryan'ı bir daha tekrar görmemek için mi böyle yapmasıydı.
Bryan isyancılardan bir çocuğu çağırdı ve ona sığınaktan yanında getirdiği bir tatlıyı verdi.
Çocuk güldü.
Bryan çocuğa sığınağın yerini tarif etti ve bir zarfın içinde çip ve bir yazı vererek çocuğu sığınağa yolladı.
Sığınağı bulan çocuk büyülenmişti ve kapılar açılır açılmaz silahlar kendisine doğrultuldu korkan çocuk kağıdı bırakıp kaçtı. Herkes merakla sığınağın kapısına geldi. Rafael kalabalığa elindeki çipi gösterdi. Herkes sevinçten havalara uçsa da Rafael'in yüzündeki sevinç yerini renksizliğe ve boşluğa bıraktı. "Bu çip sizde bende burada kalıyorum. Onu buldum Rafael. Gelemem üzgünüm." notunu topluluğa okudu fakat Herkes önce solsa da yine normal hayatlarını sürmeye devam ettiler.
Bryan etrafı gezdikten sonra büyülenmişti.
Çünki sığınağa göre daha moderndi ve sığınakta isyancıların dünyası orta çağ gibi görülmekteydi.
Herşey serbest ve özgürce idi insanlar gezmek için "pasaport" adı verilen kağıtlara ihtiyaç duymuyordu.
Bryan, isyancıların olduğu bir toplantıya Rachel'i tanıdığı için katılabilmişti.
Masanın başında bulunan isimsiz biri ekledi;
"Sen kimsin?"

Hikayemi devam ettirebilirsiniz.
"Sen Kimsin?" kısmından sonra güzel şeyler eklenebilir hikayeyi hemen sonlandırmayın ve okuduğunuz için teşekkürler.
@burakdogusoy arkadaşıma da ayrı teşekkürler güzel yazmış.

discord ID : bayankedı#2410

·

çok teşekkür ederim çok beğendim bu proje sonrası aslında böyle birşey yapabiliriz sanki bence çok eğlenceli olacaktır

Buradan tekrar hatırlatayım, başka bir kişinin yazdığı hikayeyi de devam ettirebilirsiniz. Örnek vermek gerekirse;

"cyberyunus adlı kişinin hikayesine devam ediyorum."


"Hikayenin devamını buraya yazınız. "

Toprağa çıkan Rryan uzunca bir süre etrafına bakıp olup bitenleri anlamaya çalıştı. Etraf boştu yıkık harabeler ile doluydu ve hiç bir hareketlilik yoktu. Umutsuzca etrafta gezinmeye ve en hakim tepeye çıkmaya karar verti.
Gün batımına kadar en hakim tepede oturdu ve herhangi birr hareketlilik olup olmadığını gözlemledi. Sığınaktan almış olduğu haritadan bir yer seçimi yapıp o yöne doğru gitmesi gerekiyordu. Uzun uzuna oturup plan yaptıktan sonra sabah erken saatte güneş çıkmadan yola koyulmaya karar verdi.
Sabah çok erken saatte kalkıp tüm eşyalarını yanına aldı ve yola koyuldu. Yolda giderken bir zamanlar sığınaktan kaçan arkadaşı Rafael gelmeye başladı ama Brayn ailesinin daha önemli olduğu için onu aramaya daha sonra devam edecek.
Uzun bir yürüyüşen sonra Rryan Sakaria bölgesine geldi ve tedbirli olmak için gece yarısı olmasını beklemeye karar verdi. Bu sırada kendi ihtiyaçları giderip azda olsa dinlenmeye çalıştı.
Hava karardıktan sonra çok dikatli bir şekilde Sakaria'yaya yaklaşmayı başardı. Şehrin girişinde yerde yatan evsiz dikkatini çekti ve üzeri kir, toz ve toprak içindeydi ama kendisi sığınaktan çıktığı için çok temiz ve düzgündü. Bryan hemen buna bir çare bulmak için evsize kendi elbiseleri ile değiştirmeyi ve üzerine yemek vermeyi eklif etti. Evsiz sanki ne dediğini anlamıyor gibi suratına baktı. Bryan üzerindekileri çıkartıp evsize verince evsiz durumu anladı ve hemen değiştirmeyi kabul etti. Bu sorunuda hallettikten sonra yanında getirdiği sırt çantasınız çıkartıp bir yere sakladı ve sadece yanına bir silah almayı tercih etti.
Sokaklar çok sessizdi sanki sadece evsiz vardı Sakaria bölgesinde. Bir eve girip sabah olmasını beklemek için kendine uygun ev aradı ve bir devlet kütüphanesine gitmeye karar verdi. Kütüphanenin bütün kapıları kilitli olduğundan buarad insanların yaşadığını anladı. Gilice girip insanları dinleyip yeni Dünya hakkında bilgi alması gerekiyordu. Kütüphanenin etrafını dolaştıktan sonra çatıda bir kırık duvar olduğu ve buradan girmek için uğraşmaya başladı. Çatı çok yüksekti, çıkmaya çalışırken düşerse ölürdü fakat sığınaktaki ailesi için bunu yapmak zorundaydı.
Bir şekilde içeri girmeyi başaran Bryan bağrışmalar duydu sesin çok tanıdık birisinden geldiği anladı o kişi Rafael'den başkası olamazdı. Sabah bi şekilde Rafael ile buluşan Ryan uzun uzuna hasret giderdikten sonra sorunu anlattı ve....

**discord ocetinkaya 196 numaralı üye :)
**
Çok uzun oldu farkındayı sonunu iyi bağlayamadım kusura bakmayın

Bryan yeryüzüne ilk adımını attığında adeta büyülenmişti. Bu büyü ile bütün düşüncelerini unutarak etrafı izlemeye başladı ve toprak kokusu ve güneş ışıkları ile birlikte kendini ilk defa bu kadar huzurlu hissediyordu. Ancak bütün bu huzuru aklına gelengörevi ve çocukluk arkadaşı Rachel’i bulma isteği arasında yapması gereken bir seçim ile son buldu. Çok önemli bir karar vermesi gerektiğini biliyordu. Bu kararı vermesi ise Bryan için çok ama çok zordu. Bir tarafta Sığınak 10’da çaresizce bekleyen halkı diğer tarafta ise 12 yıldır görmediği çocukluk arkadaşı, can dostu bulunuyordu. Ancak Bryan’ın görev bilinci ve iş disiplini son derece yüksek olması Sığınak 10 sakinleri için oldukça büyük bir şanstı. Halkını ölüme terketmeye Bryan'ın gönlü razı olmadı ve ilk olarak su çipini bularak daha sonra Rachel’i arama kararı verdi.
Bryan’ı bekleyen yolculuk ise sanıldığından çok ama çok daha zor ve ölümcüldü. Bryan daha önce yeryüzüne çıkmamışta olsa bildikleri onun son derece dikkatli olması gerektiğini açıkça gösteriyordu. Yıkık binalar arasında gölgelere saklanarak ilerleyen Bryan git gide silah seslerine yaklaşıyordu. Fakat elindeki haritasında Sığınak 15’e ulaşabileceği başka bir yol görünmüyordu. Bununla birlikte kendisine verilen silahların Sığınağa geri dönebilmesine yetip yetmeyeceği hakkındaki sorularına kulaklarını tıkamaya çalışıyordu.

Discord ID: ilkeryilmaz#5740

Bryan'a verilen bu görevden sonra Bryan'ın içine bir korku,merak ve sığınaktan kaçan arkadaşları geldi.Brayan sığınak dışındaki dünya ile ilgili sığınakta anlatılan hikayelerden başka bir şey bilmiyordu.Bu anlatılanlar da hiç hoş şeyler değildi.Yoksulluk,açlık,hırsızlık ve isyancılar.
Brayan için o gece sabah çok zor olmuştu.Rüyasında kabuslar görmüştü.Özellikle sığınak 10 dan kaçan çocukluk arkadaşı Rachel'le ilgili.Çok korkuyordu bir o kadarda dışarı da ki görmediği sadece anlatılanlardan dinledikleri dünyayı çok merak ediyordu.
Sığınak 10'dan 100 yıl sonra yöneticilerin izniyle ilk çıkacak olan kişi bryan idi.Sabah olmuş erken saatte Bryan uyanarak hazırlıklarını yaparak yöneticiyi beklemeye başlamıştı.Yönetici odasına gelerek Bryan'a sığınağın çıkışına kadar eşlik etti ve ona nasihatlerde bulundu.Bryan'ın dışarıda çok dikkat etmesini , hiç kimseye güvenmemesini,en kısa sürede sığınak 15'e ulaşarak cipi alarak geri dönmesini ve bu arada hiç kimseye sığınak 10'un yerini söylememesini sıkı sıkı tembih etmişti.
Sığınak 10 inşa edilirken dışardan saldırılara maruz kalmaması için ve kolay ulaşılamaması için,şehir merkezinden çok uzakta,ormanlık bir alanda bulunan bir dağın derinliklerine kurulmuştu.
Bryan'ın sığınak 15'e ulaşması hiç de kolay olmayacaktı yolu uzundu ve bu yolu yürüyerek katedecekti.Bryan'ı yolda dışarı da ne ile karşılaşacağını asla bilmiyordu.
Bryan sığınağın kalın kapıların teker teker açılmasıyla yavaş yavaş dağın derinliklerinden yeryüzüne doğru yolculuğu başlamıştı.Son kapıları bryan kendisi açacaktı.İlk defa gök yüzünü bulutları,ormanı görecekti.
Acaba hayal edeceklerini görebilecek miydi?
discor id:mustafa#5253(hikayeye kaldığı yerden devam edebilirsiniz)

Bryan yeryüzüne ulaştığında karşılaştığı manzara göz doldurucuydu. Sanki dünya'ya gözlerini yeni açmış bir bebek gibi hissetti. Gözlerini kırpmazcasına etrafı şaşkınlıkla izliyordu. Yerden bulutlara kadar yükselip giden süper gökdelenler, insanların etrafta havayı dumana kattığı kişisel uçan araçları, daha önce hayalini bile kuramayacağı tipte acayip yaratıklar... Bunlar Bryan'ın yeryüzünde gördüğü olağanüstü değişimlerden birkaçı. Bryan güneş ışığının verdiği o tatlı hisle gözlerini hafif kıstı. Senelerdir Sığınak'ta bu histen yoksun yaşamıştı. Yeryüzündeki harikalıklara adeta kendini kaptırmıştı ki Sığınak için yedek çip alması gerektiği aklına esti. Hemen çantasından Sığınak 15'e nasıl ulaşabileceğini gösteren haritayı çıkarttı. Yalnız harita çizildikten sonra dünyada olan değişimlerden olacaktır ki haritadaki yolları yeryüzünde göremiyordu. Yeryüzü binlerce yapılarla doluydu, gidecek tek bir yol yoktu. İnsanlar ulaşımını havalarda tuhaf tuhaf araçlarla yapıyordu. Bryan Sığınak 15'e nasıl ulaşabilirdi? Bir süre duraksadıktan sonra sağ tarafındaki masmavi bir eve bir aracın iniş yaptığını gördü. Hemen eve doğru koştu ama bir şey fark etti ki evin kapısı yoktu. Yeryüzündeki bütün binaların girişi çatılarındaydı. Yapacak tek bir şey kalmıştı ki çatıya tırmanmak. Sığınak 10'da kendisini tırmanma konusunda geliştirmenin güveniyle eve tırmanmaya başladı. Evin oldukça yüksek olmasına rağmen Bryan, yeteneğiyle çatıya çıkmayı başardı. Çatıda uzaktan görüğü o tuhaf araçlardan birini daha yakından görmenin şaşkınlığıyla bakakaldı. Aracın sessiz çalıştığını ve ne bir direksiyonunun ne de bir gaz petali olduğunu gördü. Acaba araçta kim vardı? Dilini yutmuş derecesine aracı izlerken aracın inişi gerçekleşti ve bir insan indi araçtan.
Ve araçtan inen kişi...
Discord Kullanıcı Adı: sencer#0558

Bryan' ın dışarıda gördüğü şey sadece gri renkti. Yıkılmış binalar, terk edilmiş araçlar, yağmalanmış dükkanlar... Karşısında gördüğü manzara dehşet vericiydi. Fakat Bryan bunları düşünerek vakit kaybedecek durumda değildi. Bu yüzden elindeki haritaya ve pusulaya bakarak yönünü tespit etti ve yola koyuldu.

Bryan terkedilmiş caddelerde sığınak 15' e doğru ilerlerken Rachel' i düşünmeden edemiyordu. Rachel sığınaktan ayrıldığında henüz çok küçüktü ve bu dünyada hayatta kalmış olması imkansızdı. Bu durum Bryan' i kahretti fakat yürümekten başka çaresi yoktu.

Bryan yürümeye devam ederken hava da iyiden iyiye kararmaya başlamıştı. Bryan geceyi geçirmek için uygun bir yer ararken tuhaf sesler duymaya başladı. Şimdiye kadar sığınakta güvenle yaşadığı ve herhangi bir tehlike ile karşılaşmadığı için tedirgin olmuştu. Fakat seslerin kaynağını tespit etmesi gerekiyordu aksi halde kendini güvende hissedemez ve bu şekilde yürümeye devam edemezdi. Sesleri dinleyerek sesin kaynağına ulaştı. Gördüğü manzara karşısında dehşete düştü. İnsana benzeyen fakat şuursuzca hareket eden, çok çirkin ve çürük et gibi kokan bir topluluk ile karşılaştı. Bu iğrenç varlıklar Bryan' ı farketti. Bryan refkleks olarak hemen sırtındaki pompalı tüfeği çıkardı ve ateş etmeye başladı. Ne yazık ki Bryan bir savaşçı olarak yetişmemişti ve isabetsiz atışlar sonunda elindeki tüfeği atarak kaçmaya başladı.

Bryan kaçtığı sırada: " Hey bu tarafa gel. Daha hızlı, daha hızlı! " diye bağıran bir ses duydu. Bryan İçgüdüsel olarak bu sese yöneldi ve sesin kaynağına ulaştığında kendisini çağıran kişiler, peşinde olan yaratıkların işini oracıkta bitirdi.

Bryan bu kişilerle tanıştığı için çok şanslıydı. Bu kişiler ile konuşması esnasında Sığınak 15' in kendi içerisinde yaşadığı sorunlar sebebiyle iç savaşa maruz kaldığı ve kendi kendini yok ettiğini öğrendi. Bu durumu öğrenerek yıkılan Bryan şu cümle ile tekrar kendine geldi:

"Biz kendimize özgür halk deriz. Sığınaklarda yaşamak bizim benliğimize uymaz. Bizimle gel. Liderimiz Rachel misafirlere karşı her zaman nazik olmuştur."

İd: hkmusic#0657

Bryan çantasıyla yola koyulur ve içinde dışarıdaki dünyanın ne hale geldiğini görerek üzülür. Bryan yıkılmış binaların molozları arasında yolunu bulmaya çalışırken Rachel' in nerede ve nasıl olduğunu düşünmeden edemez. Bu düşünceler içerisinde yürümeye devam ederken yolda çeşitli işaretler görür. Gördüğü işaretlere dikkatli bir şekilde baktığında bir yerin tarif edildiğini fark eder. Bryan her ne kadar Sığınak 15 yolunda olsa da merakına yenik düşer ve işaretleri takip etmeye başlar. İşaretler kendisini duvara çizilmiş bir haritaya ulaştırır. Bu haritada bir bölge gösterilir ve bu bölgede istenildiği kadar yiyecek, içecek bulunduğu belirtilmektedir. Bryan bu yerin sığınak 15 den çok daha yakında olduğunu farkeder ve bu yeri bulduğu taktirde çipe dahi gerek kalmayacağını düşünerek ani bir kararla haritadaki bölgeye doğru ilerler.

Bryan haritada bahsedilen bölgeyi bulduğunda uzunca prefabrik duvarların arasında bulunan kapıya rastlar. Bryan kapıya doğru yaklaşır ve yardıma ihtiyacı olduğunu söyler. Kapı hemen açılır ve Bryan' ı içeriye alırlar. İçeriye alınan Bryan durumu anlatır kendi sığınaklarından bahseder. Bunu duyan görevliler Bryan' ı hemen liderlerine götürür. Bu bölgenin lideri olan kişi Bryan' ı güzel karşılar ve hemen kendisine bir oda tahsis edilmesini ve kendisine yiyecek içecek verilmesini emreder.

Bryan odasında dinlenip meyvelerini yerken sıkılır ve biraz hava almak için dışarıya çıkar. Çıkış kapısını ararken farketmeden bodrum kata iner ve buradaki kafesleri görür. Bu kafeslerin içerisinde hayvan olduğunu düşünerek kafeslere yaklaşır ve ışığı açtığında kafeslerde insanların olduğunu farkeder. Bu durum karşısında şok olan Bryan hemen oradan uzaklaşmaya çalışa da hey Bryan sen misin diye kendisine seslenildiğini duyar. Kendisine seslenilen kafese doğru baktığında kendi yaşlarında bir kadın görür. Bu kadın yıllar önce kaybettiği arkadaşı Rachel' e çok benziyordur.

id: rad44#7026

Steemitten iyice soğumuşken çok güzel proje olmuş tebrik ederim :)