Şubat Ayı Okuduklarım

in tr •  last year

Merhabalar.
Geçtiğimiz Şubat toplam 2.354 sayfa kitap okumuşum.
Hızım biraz düşmüş bu ay pek fırsat bulamadım okumak için.
Yine de sayfa sayısı olarak paylaştığım zaman daha motive edici buluyorum.

O ay okuyacaklarım listesini tamamen anlık ruh halime göre yaptım.
Özenle şunu okumalıyım diye seçmedim. Elimin gittiği, beni kendisine çeken kitapları okudum.

DSCF2490.JPG

1 - İlluminae - Amie Kaufman & Jay Kristoff
2 - Vakıf - ASIMOV
3 - Kırmızı Piyano - Josh Malerman
4 - Kapranlık Ormanda - Ruth Ware
5 - Otomatik Portakal - Anthony Burgess
6 - Satranç - Stefan Zweig
7 - Fareler ve İnsanlar - John Steinbeck
8 - Antabus - Seray Şahiner
9 - Fahrenheit 451 - Ray Bradbury

İlluminae - Amie Kaufman & Jay Kristoff
DSCF2062.JPG

İlk olarak Illuminae kitabı ile başladım. Kitap tasarım olarak en çok beğendiğim bir kitap oldu.
İç ve dış olarak kitabın tasarımcısı ve iki yazarın baya emek harcadığını söyleyebilirim.

DSCF2066.JPG

Konusu aslında güzel düşünülmüş ama içerisindeki diyaloglarda geçen ergen ergen konuşmalar beni biraz rahatsız etim ama onun haricinde kitabı sevdim.
Biraz bahsedecek olursam. Olay 2575 yılında geçiyor. Uzayın tüm hakimiyeti iki mega şirkette bulunmaktadır.Bu şirketlerden birisi diğerine savaş açıyor. Biz olayı savaş tehlikesi altında olan iki gemiden takip ediyoruz. Bunlar büyük savaş gemisi olan
Alexander ve Hypta isimli keşif araçlarıdır. Kitabın üzerinde yoğunlaştığı 4 karakter var. Bunlardan ikisi sevgili, Hypta'da bulunan Kady ve Alexander'da bulunan Ezra. Diğer karakterimiz AIDEN geminin yapay zekası. Ve tüm bu olayları bize araştırmaları ile aktaran araştırmacımız var biz tüm bu olayları aslında onun belgeleri, bulduğu kamera görüntüleri, ses kayıtlarından aktardıkları ile okuyoruz. Aiden isimli yapay zekamız biraz sorun çıkartmaya başlıyor kısacası deliriyor desek daha doğru olur. Tüm bunların yanında gemide bir salgın hastalık baş gösteriyor. Kady kızımız tüm bu sorunlarla tek başına mücadele ediyor ve biz de bir güzel olaya tanıklık ediyoruz.
Eğer Uzay temalı kitapları seviyor ve yaşınız biraz genç ise bu kitabı seve seve okuyabilirsiniz.
İkinci kitap Gemina henüz bizim ülkemizde basılmadı eğer Türkiye'ye gelirse Gemina 'yı sırf olayın nasıl sonlanacağını merak ettiğim için alıp okuyacağım.

Vakıf- Asimov & Kırmızı Piyano - Josh Malerman

DSCF2059.JPG

Vakıf Serisi Asimov tarafından 1951 yılında yazılmış bilim kurgu başyapıtlarından bir tanesidir.

Serinin diğer kitapları olmadan başladığıma üzüldüm aslında. Olaylar çok derin ve araya zaman girdiği için kesinlikle unutacağım ve tekrar okumak zorunda kalacağım. Kitap benim için ağır ama sağlam ilerledi. Ağır ilerlemesinin yüzyıllarca devam eden kocaman bir imparatorluğun hikayesini anlattığı ve ilk kitabı olduğu için bazı terimler ve olaylar, dünyayı kafamda kurmaa çalışmam falan derken her şeyi sindirmek için ister istemez ağır okumak zorunda kaldım. Konu olarak dediğim gibi yüzbinlere yıl yaşayan ve yaşamaya devam eden galaksinin en büyük imparatoru olan Trantor 'un çöküşünü ele alıyor. Kitabın ilk kahramanlarından birisi olan Hari Seldon geleceği matematik formülleri ile gören bir psiko-tarih alanında bir bilim adamdır. Kendi hesaplamaları sonucunda Trantor' un çöküşünün yaklaştığını ve bu çöküşün ardından kırk bin yıl barbarlık ve anarşi dönemi baş göstereceğini söyler. Bunu engellemek için bir Vakıf kurmak ister. Vakıf'ı Terminus isimli kaynakları kısıtlı olan bir gezegene yanına içerisinde bilim adamlarının da olduğu otuz bin kişilik bir ekiple beraber Vakıf'ı kurar. Vakıf'ın kurulma sebebi tüm birikmiş tarihi ileri ki nesillere aktarmak için ansiklopedi yazmak olduğunu düşünseler de olaylar farklı yönde şekillendiğini okurken hissettim. Kitap olayları bölümler halinde aralarında 30-50 sene geçerek anlatıyor. Ben bilim kurgu sever birisi olarak baya baya sevdim. Diğer serilerde ki kitapları satın aldıktan sonra hepsini sırası ile araya başka kitap sokmadan okumayı düşünüyorum.
Ayrıca okurken film ya da dizi olmasını istemiştim.Sanırım böyle bir şey planlanıyormuş bakalım. Olursa çok güzel olur.

Josh Malerman ile ilk Kafes kitabıyla tanıştım.O kitabın konusu alışılmışın dışında ve çok ilginç gelmişti. Sonunu beğenmesem de geneliyle kitabı çok sevmiştim. Tabi o kitap ile Kırmızı Piyano 'yu kıyaslamak pek doğru olmasa pek sevemedim. Okurken sanki bal kavanozunun içine düşmüş ve kurtulmaya çalışıyor gibi hissettim kendimi. Okumak için çırpındıkça çırpındım.

Konusu şu şekilde; Olay ana karakterimizin hastanede her yeri kırılmış bir şekilde gözlerini açması ile başlıyor. Onun bu hale nasıl ve neyin getirdiği ise bilinmemekle beraber birden hemen olayın başlangıcına yani 5-6 ay öncesine geçiyoruz. Bu arada olaylar dönem olarak II.Dünya Savaş'ının yeni yeni bittiği zamanda geçiyor. 5-6 ay sonrasına döndüğümüz de Amerikan Ordusu Namib Çöl' ünde silahların etkisi hale gelmesine neden olan esrarengiz bir ses ile karşılaşıyorlar. Sesin kaynağının nereden geldiğini bulmaları ve nasıl etkisiz hale getireceklerini öğrenmeleri gerekiyor. Bunu sadece müzisyenlerin çözeceğini düşündükleri için II. Dünya Savaşı gazisi Philip Tonka ve piyanistliğini yaptığı The Danes rock grubu ile beraber ordunun yardımı ile bu esrarengiz sesin peşine düşüyorlar. Amerikan Askerleri bu beş, altı kişilik grubumuzu çölün ortasına iki ve üç haftalığına bırakıyorlar.
İşte biz de tüm bu olayları baş karakterimiz olan
Philip'in gözünden okuyoruz.

Kapkaranlık Ormanda - Ruth Ware

DSCF2411.JPG

Gönül isterdi ki şöyle Instagram'da ki kitap sayfaları gibi bir resim çekmek ama biz de meraklı bir Şila olunca böyle bir şey ne mümkün!. Yine de seviyorum zilliyi. Ara sıra burada ki paylaşımlarım da onun izine ara sıra rastlaya bilirsiniz.
Bknz; Minnoş patileri burada da gözüküyor.

Kitap korku-gerilim türünde olsa da ben hiç öyle bir şey hissedemedim. Bir de anlayamadığım şey okuyanlar çok korkmuş. Bende mi sorun var bilemedim.
Konu bana çok sıradan geldi. Emeğe saygım tabii ki var. Yazarın kalemi ve çevirmen sayesinde kitap akıcı bir şekilde kendisini okutuyor. Sadece çok büyük beklentiler içerisinde almayın. Boş vakitler de çabuk okuyup bitireceğiniz türde bir kitap.

Kısaca Konu sundan bahsedeyim ; Nora isminde bir karakterimiz var ve bu karakterimiz bir yazar. Bir gün Nora'ya bir e-mail gelir. Gelen mailde on yıldır görüşmediği arkadaşının bekarlığa veda partisine davet edildiği yazıyordu. Bu parti ormanın ıssız bir yerinde her yeri camlarla kaplı bir ev içinde gerçekleşiyor. (her yeri camlarla kaplı ev olayını seviyordum ama bu kitaptan sonra gözetlenme hissi beni de rahatsız etti.) Neyse işte bu ev de bir takım olaylar gerçekleşiyor ve ben sonunu malesef tahmin ettim bu yüzden biraz hevesim kaçsa da bir çırpıda okuyup bitirdim.*

Otomatik Portakal - Anthony Burges
DSCF2333.JPG

Modern Klasik olduğu için nasıl yorum yapsam bilemedim. Kitabın dili argo ve bu beni gerçekten rahatsız etti. Sürekli çakozlamak, kardeşlerim efendim, tarzında bir çok kelimeler sürekli kullanıldığı için gözüme çok battı.Onun haricinde güzel bir kitap oldu benim için
Konusu;
Kitap "Eee, ne olacak şimdi ha?" diye başlıyor ve neler neler olmuyor ki. Asıl karakterimizin ismi Alex. Alex ve kendisinin lideri olduğu çetesi ile çoğu zaman para, çoğu zaman ise eğlence amaçlı geceleri sokaklarda insanlara şiddet uyguluyorlar. Bir gün bu çete bir evi soymaya kalkıyor ve yakalanıp tutuklandıktan sonra ceza evine giriyor. İki sene orada zaman geçirdikten sonra bir yerden suçluların iyi insana dönüşmesini sağlayan bir yöntem olduğunu duyuyor ve bunu hapishanede ki din görevlisine belirtiyor. Henüz bu yöntem tamamen kullanılmamış olsa da ilk denekleri Alex oluyor. Ona orada iyi bir insan olması için bir takım şeyler yapıyorlar. Ben en başta nefret etsem de Alex'in yaptıklarından dolayı bir yanım okumaya devam ettikçe Alex'e acıdı. Herkes bence ondan bir güzel faydalandı. Klinikte Alex'e uyguladıkları şartlandırma tekniği ise kişilerin kötülük yapmasını tamamıyla durduruyor. İyi olmak kişi için bir seçenek iken bu yöntem ile iyi olma seçeneğini elinden alıyorlar. İyi olmak için ona bunu mecbur bırakıyorlar.Burgess kitap ile bunu sorguluyor. Otoritenin insanları birer otomatik portakala çevirdiği ve bunun üzerinden toplumsal ve sosyal eleştirilerde bulunuyor.Benim için psikolojik olarak baya yoğun olan bir kitaptı.
Distopya, tarzı kitap seviyorsanız mutlaka okumalısınız.

Benim en çok dikkatimi çeken ve derinden etkileyen şey yazarın kendi hikayesi oldu. Tümör yüzünden bir kaç sene içerisinde ölecek olduğunu öğrenince arkasında kalacak olan eşine, öldükten sonra geçinmesi için kitaplar yazmaya başlamış olması. Tabii daha sonra bunun yanlış teşhis olduğunu öğrenirler ama o sıra da artık yazar çoktan ünlü olmuştur. Belki bu kitap içerisinde geçen bir çok şiddet ve sinir yazarın bu yaşandıklarının kalemine yansımasıdır kimbilir. Eşini düşünüp böyle bir şey yapan bir insan gerçekten ne kadar iyi bir insan olduğunun göstergesi.

Satranç- Stefan Zweig
DSCF2333.JPG

Stefan Zweig'in okuduğum tüm romanlarını çok seviyorum. Bu eserini de çok sevdim. Hiç sıkılmadan akıcı bir şekilde okuttu kendisini. Kitapları uzun da olsa yine de okurmuşum.
Stefan yazdığı eserlerinde ki karakterlerinin psikolojilerini çok iyi yansıtıyor.
Bu kitap ile de öyle yapmış.

Konusu; Olaylar bir gemide geçiyor. Karakterimiz gemi yolculuğu sırasında gemide ünlü bir satranç şampiyonunun olduğunu öğreniyor. Bu şampiyon ile bir şekilde görüşmek istese de bu kolay olmuyor. Bu yüzden şampiyonun dikkatini kendilerine çekmek için bir kaç kişi ile satranç oynamaya başlıyorlar ve başaramıyorlar. Daha sonra karakterimiz orada bir doktor ile tanışıyor. Asıl hikaye de bu doktorun hayat hikayesi. Mutlaka okumalısınız ben çok sevdim. Kısa bir kitap size o yüzden özetini sizlere ipucu vermeden anlatmam güç.
Genel olarak karakterlerin yansıtıldığı psikoloji çok güzeldi.Özellikle doktorun yaşadıklarını sanki ben de orada yaşıyormuşum gibi zevkle okudum.

Fareler ve İnsanlar - John Steinbeck
DSCF2421.JPG

Yazardan okuduğum ilk eserim oldu. Daha önce neden okumadığımı bilmiyorum. Öyle çok sevdim ki tarif edemem. Yazarın dili, kalemi çok akıcıydı. Mutlaka başka eserlerini de okuyacağım.
Bu kitapta geçen George ve Lennie'nin hikayesi beni çok etkiledi. Kitap bittikten sonra bile bayağı aklımı meşgul etti hikayeleri.

Konusu; *George ve Lennie birbirlerine çok zıt karakterlerdir. İkisi de evsiz barksız iki yoldaştır. Sürekli gezginler gibi gezerek tarlalarda çiftlikler de işçilik, ırgatlık yaparak hayatlarını sürdürmeye çalışırlar.
George ufak tefek ama zeki, Lennie ise iri vücutlu zekası eksiktir. Yine de bu ikilinin birbirlerinin çıkarsız dostlukları vardır. Lennie'nin akıl kıtlığı yüzünden başları belaya girdiği için sürekli iş değiştirmek zorunda kalıyorlar. George ara sıra bu yüzden Lennie'ye senden kurtulmalıyız, yollarımızı ayarlamalıyız tarzında laflar etse de, anında pişman olup üzülmesi ve anne şevkati ile üzerine titremesi herşeyi ile o kadar sıcak bir hikayeydi ki anlatamam.
Bu iki dostun tek hayalleri küçük bir toprak satın alıp kendi ekinlerini ekmektir rahat bir yaşam sürmektir.
Lennie'nin yumuşak ve tüylü şeylere karşı tuhaf bir ilgisi var. Onlara dokunmayı çok seviyor.Fareler, tavşanlar ve diğer canlılar gibi. Severken kendini kontrol edeceği zekası olamadığı için istemeden onlara orantısız güç uygulayıp ölmelerine sebep oluyor.
Kitap çok ince ama içinde ki hikaye öyle çok dolu ki.
Sefalet, yoksulluk, açlık, ırkçılık, sevgi, samimiyet, saflık içeriyor.
Bu hikayenin fareleri işçilerdi. Karın tokluğuna amaçsız ve hedefsizce çırpınmaları tıpkı fareler gibi olduğu için onları temsil ediyordu. Bir insanın verdiği emeklerinin karşılığını alamaması kadar kötü bir şey yok. Kitap biraz da buna değinmiştir.
Muhteşem bir hikayeydi benim için. Bir gün tekrar okuyacağım.!

Antabus - Seray Şahiner

DSCF2495.JPG

Bu ayın en çok sevdiğim kitabı oldu Antabus.
Leyla'nın hikayesi okurken asla size yabancı gelmeyecek çünkü kadına şiddet malesef ülkemiz de oldukça fazla. Günümüz yazarlarını pek okumuyordum ama Seray Şahiner kocaman tokat atarak benim bütün tabularımı yıktı altüst etti!. Öyle güzel yazmış ki etkisinden bir türlü çıkamadım.
Kadın olmanın zorluklarının anlatıldığı bu kitabı kadınlar ve erkekler mutlaka okumalı.
Kara mizah bir kitap okumak istiyorsanız işte size o kitap Antabus!
Kitaptan bir kaç yer paylaşmak istiyorum.
DSCF2497.JPG
DSCF2506-horz.jpg
DSCF2503.JPG

Fahrenheit 451 - Ray Bradbury
DSCF2424.JPG

Şubat ayını ikinci distopik tarzda kitabım Fahrenheit 451 oldu.
Kitapları çok seven birisi olarak kitabın değerini çok güzel anlatmış olan bu eseri okumasam olmazdı.

Fahrenheit 451'in anlamı ; Kitap kağıtlarının tutuştuğu ısının derecesiymiş kitap sayesinde onu da öğrendim.

Konusu; Kitap günümüzden beşyüz yıl sonrasını ele alıyor. Bu dünya da yanmayan kapsül evler, robot tazılar, hızlı ulaşım araçları var. Bu dünya da yanmayan evler olmasına rağmen yine de itfaiyeciler var evet bu çok doğru. Tek farkları görevleri öyle bildiğiniz gibi yangın söndürmek değil, aksine görevleri yangın çıkartmak.
Çünkü hikayenin geçtiği dünya da kitap okumak ve evlerde kitap bulundurmak yasak.Kitap okuyan ve ya evlerin de kitap bulunduran kişilere deli gözü ile bakmaktalardır.
Kitabımızın odaklandığı karakterinin ismi Guy Montag. Kendisi itfaiyecilik yapmaktadır.
Bir gün iş dönüşü evine dönerken küçük bir kızla tanışıyor. Kendisine "mutlu musun?" diye sorduktan sonra her şey değişmeye başlıyor. O kızla tanıştıktan sonra, hayatında hiç bir eksiği olmayan bu adam her şeye rağmen mutlu olamadığının tam aksine mutsuz olduğunun farkına varıyor. Ara sıra bu kızla görüşen karakterimiz bir gün kız ortadan kaybolunca yokluğu onu üzer. İşteyken yeni görev için kitap yakmaya gittikleri evde bir kadının kitaplarla birlikte kendisini yakınca Montag için bu olay çok şok edici oluyor. Kadının kitap için kendisini yakmasının sebebi kitaplarda bir şey olduğunu düşünmeye başladı.

Beni etkileyen diğer şey ise bütün evlerde duvardan duvara televizyonların olması ve o televizyonda tek bir kanalın bulunması. O kanal ara sıra öğütler vererek insanları körleştirmesi. Kitaptan sonra oturup düşündüm ve düşününce geleceğin böyle olmasından gerçekten korktum ama gidişat sanki onu gösteriyor gibi geliyor bana.Televizyonlar gerçekten hayatımızın her anında var. Hatta bir çoğumuz bağımlısı diyebiliriz. Kitapta bir nevi bu bağımlılığa odaklanmış kitabın önemini çok güzel anlatmış. Benim için kitap çok güzeldi beni sürekli sorgulamaya itti. Mutlaka okumalısınız.

Benim Şubat ayı okumalarım bu şekildeydi.

Sevgiler,
Tuğba

Authors get paid when people like you upvote their post.
If you enjoyed what you read here, create your account today and start earning FREE STEEM!
Sort Order:  

tebrik ederim kitaplar hem yazar olarak hem de yayınevi olarak kaliteli. sizin de kaliteli bir okur olduğunuzu gösteriyor. Ayrıca desteğiniz için hem kendi adıma hem çocuklar adına teşekkür ederim :)
Sevgiler...
IMG_20160423_133437.jpg

·

Teşekkür ederim yorumunuz için. Aramıza hoşgeldiniz. :)

güzel ve görmek istediğim türde bi post olmuş, tebrikler

·

Ne mutlu bana teşekkür ederim. :)

This post has received a 0.39 % upvote from @drotto thanks to: @banjo.

Vay "Asimov" gördüm! ;)

·

Evet. bayağı sevdim. Diğer kitaplar geldikçe tamamlamayı düşünüyorum. :)

This post has received a 0.96% upvote from thanks to: @murattatar.
For more information, click here!!!!

Try the new Minnowhelper Bots for more information here

Do you know, you can also earn passive income after every bidding round simply by delegating your Steem Power to @minnowhelper?
you can delegate by clicking following links: 10 SP, 100 SP, 500 SP, 1000 SP or Another amount

Help support @minnowhelper and the bot tracker by voting for @yabapmatt for Steem witness! To vote, click the button below or go to https://steemit.com/~witnesses and find @yabapmatt in the list and click the upvote icon. Thank you.

Voting for @yabapmatt

Congratulations! This post has been upvoted from the communal account, @minnowsupport, by Tugbabeauty from the Minnow Support Project. It's a witness project run by aggroed, ausbitbank, teamsteem, theprophet0, someguy123, neoxian, followbtcnews, and netuoso. The goal is to help Steemit grow by supporting Minnows. Please find us at the Peace, Abundance, and Liberty Network (PALnet) Discord Channel. It's a completely public and open space to all members of the Steemit community who voluntarily choose to be there.

If you would like to delegate to the Minnow Support Project you can do so by clicking on the following links: 50SP, 100SP, 250SP, 500SP, 1000SP, 5000SP.
Be sure to leave at least 50SP undelegated on your account.

Güzel bir paylaşım olmuş. Ben eskiden bir yerden bir yere giderken bile kitap okurdum (1-2sene önce) yeniden başlamam lazım.

·

Umarım kısa sürede tekrar eski düzenine başlarsın gerçekten zevkli oluyor.

Bütün kitapları çok güzel özetlemişsiniz. Ben de santraç ı okurken çok büyük tad aldım çok sürükleyici bir kitap olduğunu söyleyebilirim. Fahrenheit isimli kitabı ilginç bulduğum için okumak isterim. Emeğinize sağlık çok güzel bir paylaşım olmuş 😊

·

Teşekkür ederim. Evet satranç keyifli bir kitaptı ve içerisinde güzel dersler içeriyordu. Fahrenheiti mutlaka okumalısınız. Ve yazımı sonuna kadar okuduğunuz için teşekkür ederim. :)

tebrikler şubat ayı 28 gün olması talihsizlik olmuş :)

·

Ah evet. Bir iki kitap sıkıştırabilirmişim araya :)

Her insanın harcı değil bence . Tebrikler .

Yazınız çok güzel ve bilgilendiriciydi. Özellikle Fahrenheit'in konusu ilgimi çekti ve "alıcaklar" listeme ekledim.

Tebrik ederim.Kıskandım.Ne acı ki şu listeden sadece Fareler ve İnsanlar'ı okumuşum.

·

Teşekkür ederim. Evet güzel bir kitap iyi ki okumuşsunuz.

Super bir post, Asimov'un vakıf kitabı hayata bakış açımı değistirmişti. Kendi aramızda kitap exchange programı mı yapsak acaba :)

·

Teşekkür ederim. Ben de Asimov'un kitabını okurken çok büyük keyif aldım. Ne kadar doğru bilmiyorum ama bu serinin dizi olacağından bahsediyorlar. Dizi yapılmadan bitireyim bari :)

·
·

Serinin ilk kitabi sonradan yazilan Prelude to Foundation bu arada. Turkcesini bilmiyorum ama bulursun :)

·
·
·

Ben böyle sıralamalarda ilk çıkış tarihine göre okuyorum ama tavsiyen için teşekkür ederim. :)