kuroi ame

in #hede-io2 years ago

Hiroşima'yı anlatan bir Japon filmi.

Film 6 Ağustos 1945 sabahı, Hiroshima’da sandal ile yolculuk yapan Yasuko isimli karakterin yaşadıklarını konu alıyor. Atom bombası düştükten sonra bir şekilde canlı kalan Yasuko, bombanın etkisiyle yağan siyah yağmura (Kuroi Ame) maruz kalıyor. Bu sırada Yasuko’nun köyü de siyah yağmurdan etkileniyor ve diğer köylülerin hastalanmasına Yasuko’nun sebep olduğunu ileri sürüyorlar. Daha sonra hikaye bombanın atılmasından beş yıl sonrasına, 1950’lere doğru kayıyor ve Yasuko’nun amcası ile halası, Yasuko’yu evlendirmek için adeta mücadele ediyorlar çünkü bu sırada tüm köy Yasuko’nun lanetli olduğunu düşünmeye başlıyor. Amcasının ve halasının bu çabaları boşa çıktıktan sonra Yasuko, savaş sırasında tankları durdurma görevini üstlenmiş bir asker olan ve bu yüzden motor sesi duyduğu zaman direkt tank olarak algılayıp durdurmak için arabaların önüne atlayan Yuichi isimli karakter ile bağ kurmaya başlıyor. Film, bir kahinin kehanetinin gerçekleşmesi ve akabinde Yasuko’nun hastaneye kaldırılması ile beraber bitiyor. Tam olarak nasıl bir son ile biteceği, izleyicinin hayal gücüne bırakılıyor bu şekilde.

Film, savaşın toplumsal hayata yönelik olumsuz etkilerini belki de en minimalist şekilde ele alarak eleştiriyor. Tabii atom bombası atıldığı esnada insanların çektiği acılar görsel olarak çok net yansıtılmış durumda (dönemin koşullarına oranla başyapıt) fakat savaşın Yasuko üzerinde yarattığı etkiler o kadar karamsar ele alınmış ki filmin ortalarından itibaren atom bombasının somut yıkıcı etkisinden çok Yasuko üzerinde dolaylı olarak yarattığı daha soyut sayılabilecek yıkıcı etkiler ile ilerliyor konu. Yasuko’nun filmin başında evleneceği erkeğin, siyah yağmura maruz kaldığı için Yasuko’yu reddetmesi ve çıkarılan diğer söylentilerle beraber tüm köyün Yasuko’ya hayatı zindan etmesi bunun için çok güzel bir örnektir. Bir diğer güzel mesaj ise, bombanın neden atıldığı ile ilgili. Filmde geçen bir diyalogda, ABD atom bombasını Japonya’yı yok etmek için attıysa; neden merkez sayılabilecek bir yere değil de Hiroshima gibi ülkenin dış kesimlerinde kalan, gelişmemiş bir yere attığını sorgulatıyor izleyiciye. Çünkü eğer tüm mesele güç gösterisi ise daha sonra Nagasaki’ye ikinci bir bomba neden atıldı o da bambaşka bir tartışma konusu. Öyle ya da böyle Japonya teslim olduğuna göre Amerika’nın amacına ulaştığını rahatlıkla söyleyebiliriz. Toparlayacak olursak, film genel olarak savaşın, özel olarak nükleer savaşın bütün olumsuzluklarını gerek konusuyla, gerek görüntüsüyle izleyiciye aktarma konusunda başarılıdır diyebiliriz.

Eğer psikolojik tahlil yapmak için iki yan karakter seçecek olsaydım, bunlar kesinlikle Yuichi ve Shigematsu Shizuma (Yasuko’nun amcası) olurdu. Çünkü ikisinin savaştan aldığı geri beslemelerin çok farklı (tamamen zıt) olduğunu düşünüyorum. Yuichi, savaşta görev aldıktan sonra psikolojisini tamamen bozarak hayatını idame ettiremeyecek raddeye gelmişken, Shigematsu Shizuma, tüm ailesini ve dostlarını kaybetmiş olmasına rağmen hedeflerinin peşinden koşmaktan asla vazgeçmeyip ayakları yere basan, güçlü bir profil ile karşımıza çıkmıştır. İki karakterin de ortak noktası çevrelerindeki insanları gerek 1945’te gerek daha sonra radyasyon etkisiyle beraber kaybetmiş olmaları.

Sonuç olarak:

  1. Film vermek istediği mesajları çok güzel yansıtmış ve bu birilerinin canını yakmış olacak ki aynı isimle, (Black Rain) aynı yıl, aynı konuda bir de Amerikan filmi çekilmiş. Filmin ne kadar başarılı olduğu sadece buradan bile anlaşılabiliyor. Bir dönem filmi olarak fazla eksiği olduğunu düşünmüyorum ama bence yine de bombanın etkisi biraz hafifletilerek gösterilmiş. Tabii bunun sebebinin arkasında nasıl bir altyapı olduğunu bilmiyorum (tahmin edebiliyorum).
  1. Her ne kadar dağlık arazisi, verimsiz toprakları olsa da, fay hattı üzerine kurulmuş bu adalar ülkesinin çok güzel bir doğası olduğunu düşünüyorum. Hatta bunu siyah beyaz bir filmi izledikten sonra bile söyleyebiliyorum.
  1. Filmin yeterince akıcı olduğunu düşünüyorum. Tam olarak cephedeki savaştan değil de, savaşın sivil hayata olan etkilerini ele alan bir film olduğunu düşünürsek zaten fazla aksiyon beklememiz de mümkün olmaz. Bunun yanında siyah beyaz film izlemekten keyif almayanların sıkılabileceğini düşünüyorum.
  1. Filmde kullanılan müzikler, şu an daha çok gerilim filmlerinde izleyicinin bilinçaltını harekete geçirmeye yönelik düşük frekanslı müzikler. Açıkçası filmin başındaki sahneler için absürt kaçtığını söyleyemem, çünkü zaten atom bombasının yarattığı yıkım etkisini gösterme noktasında alınabilecek en doğru karardır. Gerilim filmlerinde kullanıldığı gibi aniden yükseltilen (jump scare) sesler de kullanılmadığı için, düşük frekansın amaç dışı kullanıldığını söylemek doğru olmaz.

  2. Oyuncu performanslarının daha iyi olabileceğini düşünüyorum ama, Holywood’da görmeye alıştığımız oyunculuklar ile diğer sinemalar arasında farklar olacaktır. Yani benim iyi olarak sınıflandırdığım şey iyi olduğu için değil de alıştığım şey olduğu için iyi olabilir. Dolayısıyla bu soruya net cevap verebilmek için öncelikle o dönemde çekilmiş Japon ve diğer ülkelerin filmlerini izlemem gerekir. Ondan sonra karşılaştırma yapmak için sağlıklı bir ortamın oluşacağını düşünüyorum.

  1. Ses ve görsel efektlerin gayet başarılı kullanıldığını düşünüyorum. Sinematografik açıdan bence bir eksiği yok. Yukarıda da belirttiğim gibi belki atom bombasının etkileri daha net yansıtılabilirdi ama yansıtılamama sebebinin altyapısını tam olarak bilmiyorum. O yüzden sadece başarılı demek yeterli olacaktır.

Posted on Hede.io - Knowledge Sharing Dictionary
Read this entry or all entries about kuroi ame.

Sort:  

Yazı için teşekkürler,

7 samurai filmini izledin mi bilmiyorum. O da siyah beyaz bir uzak doğu ( hatırladığım kadarıyla japon )filmi. Beni derinden etkileyen filmlerden biridir. Senin yazını okuyunca, o film ile ilgili yazı yazabilirim diye düşündüm. Umaırm yaparım.
Bahsettiğin filmi de izlenecekler listeme aldım.

Akira Kurosava filmleri başyapıt niteliğindedir. Etkilenmeniz çok normal. Umarım yazarsınız ve #tr tag'inde daha fazla entelektüel başlıklar görmüş oluruz.