Bilimkurgu Romanı - Rüya Sanatçısı - Bölüm 38

in bilimkurgu •  12 days ago

pexels-photo-1084362.jpg

Kafam dumanlı, gecenin güzelliği nedeniyle keyfim yerindeydi. Yirminci yüzyıldan kalma bir lokantada yalnız başıma ağır ağır demlenmiş, hesabı ödeyip kalkmış ve buluşma noktasına varmak üzere yürümeye başlamıştım. Sokak lambaları gecenin puslu alacakaranlığını güçlükle aydınlatıyor; mağaza vitrinlerinden taşan neon, lazer ve hologram ışıkları ıslak kaldırımlarda kırılıp dağılarak bir hayal tiyatrosu ortamı yaratıyordu. Caddeden ara sıra vızıldayarak kapsül motosikletler, elektrikli otomobiller geçiyor, binaların hemen üzerinde uçan kuadkopter ve minikopterler ateş böcekleri gibi kırmızı ışıklar saçıyordu. Boğaza inen dik yokuştan aşağıya doğru yürürken, uzun zamandır değişmemiş olan bu sokakların eskimişlikleri içinde bir güzellik barındırdıklarını düşündüm. Boğazdan yukarıya doğru esen serin rüzgâr yüzüme çarptı. Terk edilmiş izlenimi veren sahil yolunu geçip boğaz kıyısındaki küçük parkın içine girdim. Parktaki ağaçları eski birer dostmuş gibi selamlayarak ilerledim. Son dönemin en gözde mekânlarından olan Çınar-Ev bütün ihtişamıyla karşımda duruyordu. Çınar-Ev asırlık dev bir çınar ağacının geniş dalları arasında kurulmuş bir ağaç ev, neo-natüralist entelektüellerin gözde buluşma yeriydi. Sınırlı bir alana sahip olduğundan önümüzdeki üç yıl için rezervasyonun dolu olduğu iddia ediliyordu. Kabeleri saydıkları mekâna talebin böylesine çok olması neo-natüralistlerin hoşuna gidiyordu. Doğal olanın kısa sürede çoğaltılamaz oluşuna dikkat çekiyorlardı. Ressam C. bizi Çınar-Ev’e davet ederek büyük bir incelik göstermişti, entelektüel kabilenin dışında kalanların mekâna adım atabilmesi neredeyse olanaksızdı. Davetin arkasındaki motivasyonun Peri ile aynı havayı solumak olduğunu tahmin ediyordum, yine de bu durum minnettarlığımı azaltmıyordu.

Dev çınarın gövdesine tahta merdivenleri kullanarak çıktım. İçerisi tahta ve is kokuyordu. Peri ve C.’nin oturduğu masaya doğru ilerlerken mekânın ortasında devasa bir sütun gibi duran çınarın gövdesine dokundum. Tek odadan ibaret olan tahta evin köşesinde içinde odun yanan pirinç bir soba bulunuyordu. Diğer bir köşede ise içinde şarap olduğunu düşündüğüm amforalar vardı. Amforanın üzerindeki kertenkele figürü testinin içine girmek ister gibiydi.
C. beni abartılı bir coşku ile karşıladı. “İki saatlik oturma seansımızın ilk beş dakikasını kaçırdın sevgili dostum, balkabağına dönüşmediğin için kendini mutlu saymalısın” dedi ayaklanarak.

Saatime baktım, onikiyi beş geçiyordu. Küçük yuvarlak tahta masamızın çevresinde bir üçgen oluşturacak biçimde oturduk. C. garsonu çağırarak isteyip istemediğimi sormadan bana kırmızı şarap sipariş etti. Tepesi kelleşmiş uzun beyaz saçlarını sallayarak “Nerede kalmıştık?” diye sordu.

Mekânın içinden çınarın sadece ana gövdesi değil yana doğru dua eder gibi açılmış dalları da geçiyordu. Çınarın kolları arasında olmaktan dolayı mutluydum. Sanki ağacın yaydığı enerjiyi hissediyordum.

“İnsanların sıkışmışlığından söz ediyorduk” dedi Peri.

“Olup biteni kabullenmediğim ve onlar gibi sinmediğim için bana deli diyorlar. Kendi ruhuyla yetinmeyi bilen kişiye sanatçı denir. Kimsenin desteğinin peşinde değilim. İsteyen istediğini düşünebilir. Düzenin çarkları arasında sıkışmış bir insanlıktan kimse söz etmiyor. Bundan söz edebilmek için özgür bir zihne sahip olmak yetmez, özgürlüğün sonuçlarından korkmayan bir ruh gerekir. Fabrikalarda üretim hattının hızına uyum sağlamak isteyen bedenler isyan edip devrim yapmıştı. Üretim hatlarında işçi kalmadı ama şimdi bürolarda zihinler bilgisayarlara ayak uydurmaya çalışırken helak oluyor. Bilgisayarların gücünü arkasına alan coşkun kapitalist sel bütün coğrafi bentleri yıktıktan sonra insanlığı önüne katıp sürüklemeye başladı. Şimdi soruyorum sizlere; kapitalist düzeni bizler kurmadık mı? Şimdilerde düzen mi bizim için çalışıyor, yoksa biz mi düzen için çalışıyoruz? İnsanların kalplerine çaresizlik duygusunu bilerek yerleştiriyorlar. Kitlesel işsizliği kader mi sayacağız? Çalışanları ruhsal sefalete sürükleyen zihinsel tükenmişliğe, kapitalist makinenin onları tek yönlü olarak geliştirip robotlaştırmasına itiraz etmeyecek miyiz? Bilgisayarların gücünü arkasına almış coşkun kapitalist sel yatağından çıkarak bir papatyayı bile koparsa ayağa kalkıp “hayır” diye haykırırım. Neo-natüralizmden korkuyorlar çünkü pazarlarını daraltıyor. Üretmek ve tüketmekten başka hiçbir şeye kafa yormayan ahmak nesiller yetiştirdiler. Ekonomik büyüme ismini verdikleri oransal tanrıya tapıyorlar. Bilgisayarda çizilmiş mekânlarda, bilgisayarda tasarlanmış eşyalarla, bilgisayarda oluşturulmuş hedefler peşinde koşmak zorunda mıyız? Saf ve doğal olanın güzelliğinden neden vazgeçelim? Hız peşinde koşmadan, hazmederek yaşamanın tadından niçin mahrum kalalım? Çok mu soruyorum bu akşam?” dedi C. büyük bir coşkunlukla.

Babam yaşında tonton bir garson tahta bir kadeh içinde şarabımı getirdi.

“Değişik bir bakış açınız var, kapitalizm hakkında söylediklerinize katılmamak elde değil, ama pratikte işleyecek alternatifi bir türlü oluşamadı” dedi Peri.

Şarabımdan birkaç yudum alıp arkama yaslandım. “Siz ne düşünüyorsunuz sevgili dostum?” diye sordu C. bana bakarak.

“Ulu bir çınarın kucağında sizlerle birlikte oturmak bana yetiyor. Neo-natüralizm bu akşam yaşadıklarımızı vaat ediyorsa ben varım” dedim.

“Sevgili dostlarım, doğru ve güzel olan apaçık ortada olduğu için fikirlerimi bu kadar kolay benimseyip paylaşmanıza şaşırmıyorum. Doğru apaçık ortada ise, tumturaklı sözlerle süslenmiş yalanlar nasıl alıcı buluyor diye sorabilirsiniz. İnsan zihninin çok tekrar edilen yalanlara karşı savunmasız olması öyle acı ki. Oysa az çok eğitilmiş bir zihin kolay kolay yanılmaz. İnsanlar sağduyu sahibidir. Aynı yanlış mesajlar çok farklı kanallar üzerinden insanların üzerine boca ediliyor. Çöplüklerin ressamı olarak anılmaktan gurur duyuyorum. Resimlerimdeki bâtini mesajlar ben öldükten sonra anlaşılsa da olur. Kapitalist düzeni bir çöplükten daha iyi ne anlatabilir. Bütün o ıvır zıvıra ihtiyacımız olmadığını bir gün öğreneceğiz. İşte o gün hayatlarımız sade ve huzur dolu, zihinlerimiz berrak olacak” dedi C.

Görsel Kaynağı: https://www.pexels.com/photo/brown-wooden-house-near-trees-1084362/

Authors get paid when people like you upvote their post.
If you enjoyed what you read here, create your account today and start earning FREE STEEM!
Sort Order:  

To listen to the audio version of this article click on the play image.

Brought to you by @tts. If you find it useful please consider upvoting this reply.