Aylak Adam | Kitap İncelemesi

in #tr9 years ago (edited)

This is my new content serial about book reviews. I will going to talk about my favorite books that I particularly liked. So, today we will talk about Aylak Adam, writed by Yusuf Atılgan ! If you ready, let's start...


Source

Birden kaldırımlardan taşan kalabalıkta onunda olabileceği aklıma geldi. İçimdeki sıkıntı eridi. (Bu sıkıntı garsonun yüzündendi. Öyle sanıyordum. Paltomu tutarken yüzünü görmüştüm: Gülmekten değil sırıtmaktan kırışmış, gözleri, ne derler, sırnaşık mı, yok yılışıktı. Para versem eli elime yapışacaktı. Vermedim.) Çevreme ilgiyle baktım. Erkekler yeni tıraş olmuşlar, kadınlar yeni boyanmışlardı. Yüzleri tasasızdı. Caminin dirseğindeki bacakları kesik dilenci, soğuktan morarmış, çorapsız gazeteci çocuk bile öyleydiler. Sanki onu tanıyormuşum, görsem bilecekmişim gibi bakıyordum geçenlere. Bu gece bencildim. Kendi kendime kızdım. Oysa onu bu caddeye pek seyrek gönderirdim: Binde bir, güzel bir film görsün diye. Önlerde bir yerlere oturur, yanağı avucuna dayalı filmi seyreder, tam beni düşünmesini istediğim zaman beni düşünürdü. Film bitince eve yürüyerek dönerdik.

diye başlıyor Yusuf Atılgan'ın Aylak Adam kitabı. Yazarın okuduğum ilk eseri olan bu kitap bana farklı bir bakış açısı kazandırdığı için bendeki yeri ayrıdır. Karakterimiz bir anti-kahraman özünde. Yani gri birisi ne iyi ne kötü, çoğunlukla kendini düşünen kendi halinde birisi. Görüpte beğendiği kadını tekrar görmek için günlerce aynı sinemanın önünde bekler, ruh eşini mükemmel kadını arar. Farklıdır karakterimiz, bizden değildir, bizden daha dürüst bizden daha cesur bizden daha delidir.

Adı bile yok. Bize olayı anlatan kişi, yani yazar, ona C. diyor. Kitapta C.'nin B.yi arayışını gözlemci bakış açısı ile anlatıyor. Daha doğrusu C. ile B. nin birbirini arayıp bulamayışının hikayesini okuyoruz. Mutlu son yok bu kitapta, hatta mutlu karakterler yok. Çünkü mutluluk bir kavram olarak uzak onların dünyasına. Aramak var, beklemek var, umud etmek var, birde rakı var. B.'nin asaleti, C.'nin düşünceleri birde Güler'in ağlayışları var...


Source

Yine daha önceki incelemesini yaptığım kitaplarda olduğu gibi Aylak Adam'da da bol bol toplumsal dayatmalara, kalıplaşmış kurallara, sömürülen kavramlara karşı; tespitler, eleştiriler ve de meze niyetine isyanlar bulunmaktadır. Kitap temelde kadın erkek ilişkileri üzerine gibi dursa dahi dokunmadığı toplumsal kavram ve sorun kalmıyor neredeyse. Okurken C. ye hayran olmamak, onda kendinizden küçükte olsa bir parça bulmamak gerçekten zor. Kitabın arka kapağında onu "C. sıradanlığa, tekdüzeliğe, alışılmışın kolaycılığına hiç mi hiç katlanamıyor. Hem farklıyı, hem doğru olanı arıyor." diye tanımlanırken görüyoruz.

C. gerçekten de böyle birisi. Sıradanlığa ve davranış klonluğuna gelemiyor. Çiftler neden sinemaya gitmek zorunda hisseder kendisini, neden el ele tutuşurlar gibi sorgulamaları ile aslında tüm insanlığın aynı anda sinemaya gitmesi ile dünya barışının sağlanacağı yönünde hatırı sayılır çözümleri de var kitapta. İstanbul'u ve hayatı C.'nin ağzından dinleyip onun gözlerinden görmek gerek. Kitabın yazım tarzı ve olayların gözlemci bakış açısından anlatılıyor olması ilk başlarda tempoya alışmanızı zorlaştırıyor fakat biraz ilerledikten sonra kitap akıp gidiyor.

Sort:  

Güzel başlangıcı olan bir kitap gibi geldi bana. Teşekkürler..

Bu yaz okuduğum kitaplardan biri. Hayatımızın her yerinde sıradanlıklar varken bunlardan kaçarak yaşamak zor bir yaşam. Zoru başarabilmeyi dilerdim

Coin Marketplace

STEEM 0.04
TRX 0.33
JST 0.103
BTC 64079.78
ETH 1856.47
USDT 1.00
SBD 0.39