Ben Sana Mecburum Bilemezsin
Hani bazı şiirler vardır şiir olmanın çok da ötesinde olan, insanın duygularını olduğu gibi en samimi şekliyle anlatan. Bana göre o şiirlerden bir tanesi de Attila İlhan'nın Ben Sana Mecburum adlı şiiridir. Ben hayatımdan bundan daha samimi bir şiir bilmiyorum. İsterseniz aşağıdaki videodan şiiri bir dinleyin. Videonun hemen altına şiirin kısa bir tahlini yapacağım.
Ben Sana Mecburum Şiirinin Tahlili
Şair burada "ben sana mecburum bilemezsin" derken hiçbir sanat kaygısı gütmeden en samimi bir şekilde mecburiyetini dile getiriyor. Aşk öyledir hiçbir sebep yokken aşıkın maşuka bağlanmasıdır. O hiçbir sebep yok dediğim şeyin mahiyetini de yalnız bu ateşle yananlar anlayabilir.
Hani insan bazen bir el tutmak ister ya aşıkların da maşukun elini tutmak istediği ondandır. Ancak sevilen seveni sevmiyorsa aşığın ne ellerini tutacaktır ne de içini ısıtacaktır. Ancak sevenin içi zaten bir kordur. Bu yüzdendir ki zemherinin ayazı bile artık onu üşütemeyecektir. Çünkü içini her daim içinde yanan kor onu ısıtacaktır.
Şiirin ikinci kısmında şair başlı başına bir hüzünden bahsediyor. Bu hüznü sezdirmek için sonbahar, eski istanbul, karanlığın çökmesi ve sokaklardaki yağmurun kokusu terimlerini kullanmış. Bu kelimeleri insan aklı sanki sadece hüzünlenmek için üretmiş. Şair bunun bilincinde olmalı. Çünkü bu platonik hüzün başka nasıl ifade edilebilirdi. Burada ikinci bir tem olarak da yine özlem var. Ancak özelem adeta dizelere sindirilmiş. Özlemin açığa çıktığı tek yer ise kaldırımlardaki yağmurun kokusu olduğunu söyleyebilirim. Yağmurun kokusu topraktır. Toprak ise ta Adem'e kadar tüm geçmişimize atıfta bulunmaktır. Hatta bir şiirinde Turgut Uyar şöyle "toprak sevdiklerimizi aldığı içinmi böyle güzel kokar" demiştir.
Üçüncü kısım ise yalnızlık ağırlıkta dizelerin birleşmesinden oluşuyor. Yalnızlık nasıl anlatılabilir ki bu dizelerden başka. Tedirgin olmaz mı insan yalnızken. Çaresiz kalmaz mı? İşte şair tüm bunları en güzel haliyle dile getirmiş. Tüm bunlardan başka burada sezimlenmesi için verilen bir tema var ki o da pişmanlık. Ki belki de bu pişmanlığın nedeni sebepsiz ayrılık...
Şiirin bu kısmını diğerlerinden ayıran en önemli özellik ise Şairin bu kısımda mecburiyetinden bahsetmemesidir. Bunu yapma nedeni ise yalnızlığını anlatmak istemesidir. Eğer burada da sevdiği varlığa mecbur olduğunu söyleseydi bu yalnızlığının önüne geçecekti.
Dördüncü kıtada ise şair artık sevgilinin yokluğunun bilinçaltı yansımalarını aktarmış. Acaba ne kadar düşündü bu yokluğu, hangi sebeplere bağladı? Bu uzunca düşünme seansları onun bilinçaltına bir şekilde yerleşmiş. Fatihte çalan yoksul gramofondan da anlaşıldığı gibi dizelerde gizli de olsa bir yoksulluk temi var. Belki de şair sevilmeyinişi bu yoksulluğa bağlamış. Dizelerde gizli olmayan şey ise Aşkın sesi Musiki. İşte şair sevgilinin yokluğunda musiki ile kendini avutmaya çalışmış ama ne yapsa olmamış. Zaman sadece akıp geçmiş ama hiç bir şeyi düzeltmemiş. Yaralı kalplere merhem olmamış. Zamanın yanın da mekan da çaresiz kalmış. Ve şair O'na mecbur olduğunun farkına varmış.
Dördüncü kısımda ise artık şair kuruntularda. Çünkü sevdiği uzaklarda. Ondan bi-haber. Ama onu merak ediyor. Acaba şimdi nerede, kimlerle ya da ne yapıyor. Bunlar hakkında tahminlerde bulunuyor ki bu gerçekten çok zor bir durum. Düşün sen birini seviyorsun. Sevdiğin hayatta biliyorsun. Ama ondan hiçbir haber alamıyorsun. Ne kadar acı bir durum değil mi? İşte şair bunu gerçekten yaşamış ve bunu bu samimi dizelerine aktarmış. Bu dizelerde kayda değer bir vurgu ise "Mavi Benekli Çocuk". şairin bu söylemiyle Mavi akımına gönderme yaptığı ortada.
Ve son bölümde ise şair aşkı yaşamla ilişkilendiriyor. Her ne kadar sevdiği yanında olmasa da sevdası onun için yaşamın bir parçası. Zorlu yaşam koşullarında insan hayatını sürdürebilmesi için bir amaç arar. O amaç da çoğu zaman seviklerimizdir. Şairin ise o sevdiği şey yüreğindeki yangındır. Bu yangının ise bu hayatta bir karşılığı vardır. Kendi cinsinden onun değer verdiği bir varlıktır. Ve şair burada her şeyi on için yapmak istiyor. Ama o yanında olmamış. Bu yüzden de Ona mecburdur. El ele verip tüm zorlukları aşabilmek içindir bu mecburiyet. Be bunun ötesi yoktur. Kesinlikle şair onunla olmalıdır.
Harika. Tam ağlamalık, derinlere dalıp gitmelik saatlerde harika...
Güzeldir Attila İlhan
Mecburiyetler ve ihtiyaçlar aradaki ince çizgi !