Savaş Serisi 1

in #tr7 years ago (edited)

İlk Kıvılcım


avrupa.png

20. yüzyıl başlarında Avrupa,

Mutlu, zengin, gelişmiş. Avrupa, tüm dünyanın yaşamını gıpta ile izlediği, yaşlı kadın. Ve imparatorluklar, Çin’den Afrika’ya kadar tüm dünyaya egemenliğini kabul ettirmiş, daha doğru bir deyişle dünyayı paylaşmış dev imparatorluklar.

İngiliz İmparatorluğu, yenilmez donanmasıyla dünya denizlerinin tartışılmaz hâkimi; başında, denize tutkun, kazandığı yat yarışları ile ünlü Kral 5. George, İngiltere’de törenle tahta çıktıktan sonra, İngiliz İmparatorluğunun en değerli sömürgesi Hindistan’da taç giymiş bir kral.

Rusya’nın 1870’te Fransa’yı yenmesi ile imparatorluğa dönüşmüş, zengin, teknolojin üstünlüğünü dünyaya kabul ettirmiş, Almanya. Başında Kral George’un kuzeni İmparator 2. Wilhelm, doğumu sırasında sol kolu sakat kalmış, her zaman bunu gizlemeye çalışan asker ruhlu bir imparator. Geyik avına çok meraklı, İngiliz donanmasının üstünlüğünü kıskanan, bunun için ülkesine çok pahalıya mal olmasına karşın gemi yapımını ve silahlanmayı hızlandıran bir imparator.

İmparator Franz Josef ve Avusturya-Macaristan imparatorluğu. İçinde pek çok ulusu barındıran, zaman zaman milliyetçi baş kaldırılarla sarsılan eski gücünü çoktan kaybetmiş bir imparatorluk.

Yine bir kuzenin tahta oturduğu Rus imparatorluğu; dünyanın en büyük ordusuna sahip olmasına karşın, 1905 yılında Japonya’ya yenilmiş, hem bu yenilginin, hem de halkının dayanılmaz yoksulluğu yüzünden ayaklanmalarla sarsılan bir imparatorluk. Ve halkından yükselen çığlığı umursamadan yaşamını sürdüren Rus imparatoru 2. Nikolay.

Ve Osmanlı imparatorluğu, eski şaşalı günlerinden çok uzak, Balkan Savaşları ile bu coğrafyadaki tüm gücünü ve topraklarını yitirmiş, büyük devletlere olan borçları yüzünden tüm gelirlerine ipotek koyulmuş, idari ve adli kapitülasyonlarla yarı sömürge haline getirilmiş, bir imparatorluk. İttihat ve Terakki yöneticilerinin oyuncağı haline gelmiş halife ve Sultan Mehmet 5. Reşat.

Dünyanın kültür ve sanat başkenti Paris. 1870 savaşında Alsas Loren bölgesini yitirmenin acısını hala unutamamış bir Fransa.

Ve birliğini yeni pekiştirmiş, gözünü Afrika’daki Osmanlı topraklarına dikmiş, bir yandan da Avrupa’daki sınırlarını genişletmenin düşlerini yaşayan İtalya.

Çok uzaklarda, Atlantik okyanusunun ötesinde yeni kurulmuş hızla gelişmiş, zenginleşmiş ve Avrupa’nın çalkantılarına uzak durmayı ilke edinmiş bir başka devlet. Amerika Birleşik Devletleri.

1.Dünya Savaşı arifesinde dünyanın görünümü budur. Tarihçiler dünyayı sarsan imparatorlukları yıkan büyük savaşın çıkışını, gelişmiş ülkelerin pazar edinme yarışına, sömürgelerin korunması ya da yeni sömürgelerin elde edilmesi hırsına ve Fransız İhtilalinden sonra hızla yayılan milliyetçilik fikirlerine bağlamaktadırlar.

Gerçekten de savaş milliyetçiliğin en koyu hissedildiği bölgede, Balkanlarda çıkacaktır.

Balkanlar; üzerinde çeşitli ulusların yaşadığı bu sert topraklar, her zaman kaynayan bir kazan olmuştur, yaygın deyimi ile barut fıçısı.

1.Dünya savaşı arifesinde bir bölümü, örneğin Bosna Hersek, Avusturya, Macaristan egemenliği altındadır. Balkan Savaşlarıyla Rumeli’de küçük bir alana sıkışan, Osmanlı Devleti artık bu bölgede yüz yıllar süren bütün etkinliğini yitirmiştir. Kurulan yeni devletler topraklarını genişletmek istemektedirler, Panslavizm peşinde koşan Rusya’nın gözü ve eli bu topraklardadır.

Bulgaristan, İstanbul’u ele geçirmenin; Sırbistan, tüm Slavları birleştirecek bir devletin, Yugoslavya’nın hayalini kurmaktadır.

1914 yılında dünyayı ateşe ve kana bulayacak, büyük savaşın ilk kıvılcımı da bu bölgede çıkacaktır. Sırbistan’da kurulmuş ve Kara–EL adıyla tanınan gizli teşkilat, Avusturya-Macaristan’ı bir milletler hapishanesi diye de adlandırmakta. Sınır komşusu, Bosna Hersek bölgesini, bu hapishaneden kurtarmak için çaba göstermektedir.

Kara–EL teşkilatı, Avusturya-Macaristan yanlısı tutumu yüzünden, Sırp Kralını kanlı bir darbe ile devirip, 1.Petar’ı kral yapacaktır. Halkın büyük bir sevinçle karşıladığı darbe sonrasında, 1.Petar’in taç giyinme törenine yalnızca, 2 devlet;  Sırbistan’ın can düşmanı Avusturya-Macaristan ve can dostu Rusya temsilci göndermiştir.  Avusturya-Macaristan bu arada Bosna’da manevralar düzenlemektedir. Veliaht Franz Ferdinand’ın yönettiği bu savaş tatbikatlarını, Sırbistan ve Kara–EL, ülkelerinin işgal edilmesinin bir provası olarak yorumlamaktadır.

Tarihin akışını değiştiren, 28 Haziran 1914 günü, Sırbistan’ın milli günüdür.

Ve iki kurşun, Gavrilo Princip’in tabancasından çıkan iki kurşun, veliahtın, eşinin ve dünya barışının sonunu getirecektir.

Veliahtın öldürülmesinden sonra, Saraybosna’da büyük karışıklar çıkmaya başlar. Sırplar ve Sırplara ait dükkânlar, evler, kiliseler, okullar saldırıya uğrar. Yüzlerce, Sırp tutuklanır ve bazıları idam edilir.

Dünyada büyük yankı bulur suikast.

Suikast, dünyada yankılanmasına karşın, çok büyük bir etki uyandırmayacaktır. Balkanlar bölgesi uyumsuzluklar, çatışmalar konusunda sabıkalıdır zaten.

Veliahtın ve eşinin cenazeleri törenle Viyana’ya getirilir, burada büyük bir cenaze töreni düzenlenir.

Dünyanın diğer merkezlerindeyse hayat devam ediyordu. Bu olayın Sırbistan’ın suçluları cezalandırmasıyla kapanacağını düşünüyordu herkes. Oysa böyle düşünmeyenler de vardı, Veliahtı korumakla görevli General Oskar Potiorek, Dışişleri Bakanlığına Sırbistan’dan intikam alınması gerektiğini belirten bir mektup yazmıştı bile.

Mektup;

İmparatorluğumuza, birkaç on yıl sükûnet ve huzur sağlayabilmek için, Sırbistan’a sert bir ders verilmesi gerekmektedir. Sırbistan yeniden bizden korkmayı öğrenmelidir. Bunu bir fanatiğin suçu olarak kabul edemeyiz. Bu suikast Sırbistan’ın Avusturya-Macaristan’a savaş ilan etmesi demektir. Eğer bu fırsatı kaçırırsak, imparatorluğumuz içerisinde yeni etnik patlamalar ile karşılaşabiliriz. Avusturya-Macaristan politik nedenlerle, Sırbistan’a savaş açmalıdır.

General Oskar Potiorek

Avusturya-Macaristan Genelkurmay Başkanı Conrad Von Hötzendorf’da aynı fikirdedir.

Cenazeye katılmayan İmparator Franz Josef, yazlık sarayından Viyana’ya döndü, halk sokaklardaydı ancak, veliahtın ölümünden olayı duyulan üzüntü değildi onları buraya getiren, halk arasına çok az çıkan İmparatorlarını görmek istiyordu herkes. Viyana sıkıntılıdır, dünya ise Saraybosna’daki küçük olayı unutmuştur bile. Yaşam, devam etmektedir.

İngiliz kralı 5. George, Manş denizinde donanmanın geleneksel yıllık teftişini yapmaktadır.

Rus çarı 2. Nicholas Fransa, Başbakanı Poincare’i ağırlamaktadır, giderek koyulaşan, Rus, Fransız dostluğunun bir nişanesi olarak.

Bu sırada imparator, Franz Josef kararsızdır, Panslavizm önderi Rusya’nın tepkisi, düşündürmektedir. Ancak başbakanın ve genelkurmay başkanının ısrarları onu da etkiler, bir savaş söz konusu olduğu takdirde, Almanya’nın ne yapacağı sorulur. Kayser 2. Wilhelm açık çek verir, Avusturya-Macaristan’ın, bu iğrenç suçu cezalandırmak için yapacağı her eylemde, Almanya, yanında olacaktır. Kayser, bu büyük sözü verdikten sonra yatı ile bir gezintiye çıkar

Bu sırada suikastçı, Princip ve arkadaşları yargılanmaya başlanmıştır. Princip, 20 yaşını doldurmamış olduğu için yasaya göre en ağır ceza olan, 20 yıl hapse mahkum edilir. Daha sonra 1918’de hapishanede veremden ölür, başlattığı savaşın sona erdiğini görmeden.

Suikastte Sırbistan’ın parmağı olduğu kesin kanıtlanamamış olmakla birlikte, imparatorluk içinde etnik gruplara gözdağı vermek, Sırbistan’ı da yola getirmek isteyen Avusturya, Macaristan, bu fırsatı değerlendirmeye kararlıdır.

Kayser 2. Wilhelm’den destek sözü alan Franz Josef,  23 Temmuz’da Sırbistan’a kabul edilemez istekler içeren bir ültimatom verir. Sırbistan’ın bu istekleri kabul etme olasılığına karşı da, Belgrad’daki elçi, verilecek her türlü yanıtı kabul edilemez bulup, reddetmesi için uyarılır.

Avusturya-Macaristan ültimatomu, dünyayı hazırlıksız yakalayacaktır, Sırplar, hükümetlerinin vereceği cevabı beklerken, Avrupa’da günlük hayat devam etmektedir. Kayser 2. Wilhelm, haberi, Norveç kıyılarında yatı ile gezerken alır. Amiralleri bunun bir savaş anlamına geldiğini söyleyince de, Sırbistan bir savaşı göze alamaz, yanıtını verir. Çok kısa bir süre içinde ne kadar yanıldığını anlayacaktır.

Artık savaş kaçınılmazdır ve başlayacak Avusturya-Macaristan, Sırbistan savaşının, bölgesel kalamayacağı açıktır. Dünyanın içinde bulunduğu ittifaklara, bir yerden başlayacak bir savaşın, bütün dünyayı sarmasına neden olacaktır.

Almanya, Avusturya-Macaristan ve sallantılı olmakla birlikte İtalya 3’lü ittifakla birleşirken, Rusya, Fransa ve İngiltere 3’lü itilâfı oluşturmuşlardır. Yapılan anlaşmalar, birine karşı yapılacak bir saldırıda, diğer ülkeleri de savaşa sürükleyecek maddeler içermektedir.

Avusturya-Macaristan’ın verdiği ültimatomla ok yaydan çıkmıştır artık, ültimatomdaki pek çok maddeyi kabul edecek, ama her olasılığa karşı ordusunu da alarma geçirerek, Rusya’dan yardım isteyecektir. Slavların koruyucusu olarak, Rusya’nın yapabileceği tek şey vardır, kısmi bir seferberlik ilan etmek.

Avusturya savaşa hazırlanmaktadır.

28 Temmuzda Sırbistan’a savaş ilan eder. Bundan sonrası çorap söküğü gibi gelecektir.

Büyük bir savaşın birden bire kapıyı çalmasından endişelenen imparatorlar, birbirleri ile haberleşmeye başlarlar, telgraflar çekilir. Akrabalar arasında gidip gelen bu telgraflar, dostça bir üslup taşımaktadır.

“Çardan, 2. Wilhelm’e;
Çok büyük baskı altındayım, lütfen elinden geleni yap. Seni çok seven, Niki.”
“2. Wilhelm’den Rus Çarına;
Seni çok iyi anlıyorum ve elimden geleni yapmaya çalışıyorum. Sevgili dostun ve kuzenin, Wili.”

Niki-Wili

Ancak ok yaydan çıkmıştır artık, 30 Temmuz’da, Rusya genel seferberlik ilan eder.

Almanya, sınırlarında, Rus askerleri hareketlerinin durdurulmasını ister. Buna cevap alamayınca, 1 Ağustos’ta Rusya’ya savaş ilan eder. Almanya kaçınılmaz gördüğü savaşın bir an önce, Rusya hazırlanma fırsatı bulamadan, başlamasının kendi yararına olacağını düşünmektedir.

3 Ağustos’ta Almanya; Fransa’ya savaş ilan eder ve 1839 anlaşmasıyla tarafsızlığını garanti altına aldığı, Belçika’ya saldırır.

4 Ağustos’ta İngiltere, Almanya’ya savaş açar,

6 Ağustos’ta Avusturya-Macaristan Rusya’ya savaş ilan eder.

3’lü İttifak’ın diğer ortağı, İtalya şimdilik savaşa girmemeyi tercih edecektir. Anlaşmaya göre ortaklardan biri bir saldırı başlatırsa, diğer ortakların ona yardım etme zorunluluğu yoktur. Bu maddeyi öne süren, İtalya tarafsız kalacağını açıklayacaktır.

3’lü İtilaf Devletleri; Rusya, Fransa ve İngiltere;  4 Eylül 1914 günü bir anlaşma imzalayacak ve İttifak Devletleri ile ayrı ayrı barış yapmayacakları konusunda, birbirlerine güvence vereceklerdir.

Tasvir-i Efkar gazetesi, 6 Ağustos 1914 tarihli sayısında, savaşın başladığını manşetten şöyle haber verir.

“Avrupa harb-i umumisi başladı, tarih-i alemin en dehşet haber vakası, harb-i umumi.”

Tasvir-i Efkar gazetesi

Osmanlı devleti henüz savaşa girmemiştir ama bu durum uzun sürmeyecektir. Her olasılığa karşı seferberlik ilan edilir.

Toplarla donatılmış küçük gemiler, Tuna nehri üzerinden Belgrad’ı topa tutar.

Sırbistan, çete savaşları ile Avusturya ordusunun ilerleyişine engel olmaya çalışır. Bu yöntem onlara çok pahalıya mal olacaktır. Bu sert direnişten yılan Avusturya ordusu, sivillere karşı büyük bir katliama girişir. Savaşın ilk ayında, dört bin Sırp sivil öldürülür ya da kaybolur. Bu sırada yeni toplanan Sırp ordusu, ilerledikçe kalabalıklaşarak Avusturya ordusuna doğru yürümektedir.

Sonunda iki ordu 12 Ağustos’ta Ser Dağlarında karşı karşıya gelirler. Dağ mevzilerine yerleşen usta Sırp topçusu, büyük kayıplar verdirir karşı tarafa. Burası barış zamanında, Sırp ordusunun talim yaptığı alandır.

Avusturya-Macaristan ordusu dağılırlar ve çekilmeye başlarlar, pek çoğu esir düşer Sırplara.

Franz Ferdinand’ın öldürülmesini cezasız bırakmamak için yola çıkanlar, büyük bir mağlubiyetle karşı karşıya kalır. Avusturya-Macaristan İmparatorluğu’nun, bu büyük savaşta yaşayacağı başarısızlıklar zincirinin ilk halkasıdır bu.

Bu yazı bir veya birden fazla kaynaktan esinlenerek hazırlanmıştır.

Resimleri ancak bu kadar bulabildim, Resim Kaynak.

Savaş serisinin devamı gelecek...



Posted from my blog with SteemPress : http://cekopaspas.unaux.com/?p=221

Sort:  

Congratulations! This post has been upvoted from the communal account, @minnowsupport, by cekopaspas from the Minnow Support Project. It's a witness project run by aggroed, ausbitbank, teamsteem, someguy123, neoxian, followbtcnews, and netuoso. The goal is to help Steemit grow by supporting Minnows. Please find us at the Peace, Abundance, and Liberty Network (PALnet) Discord Channel. It's a completely public and open space to all members of the Steemit community who voluntarily choose to be there.

If you would like to delegate to the Minnow Support Project you can do so by clicking on the following links: 50SP, 100SP, 250SP, 500SP, 1000SP, 5000SP.
Be sure to leave at least 50SP undelegated on your account.

Coin Marketplace

STEEM 0.04
TRX 0.33
JST 0.094
BTC 62057.21
ETH 1736.41
USDT 1.00
SBD 0.39