"The Fault in Our Stars" üzerine

in #tr8 years ago (edited)


[Spoiler içerir]


John Green'in "The Fault in Our Stars" kitabının, aynı isimdeki Temple Hill yapımı olan film, son yılların yükselen ve çok büyük potansiyel vaad eden oyuncusu Shailene Woodley gözleriyle açılıyor.

Her zamanki gibi, "kafana göre çevir" metodu kullanılarak "Aynı Yıldızın Altında" olarak Türkçeye çevrilmiş filmin adı "Yıldızlarımızdaki Kusur" şeklinde daha doğru bir şekilde çevrilebilirmiş aslında. (Burada dini bir kaygı ile kusur/hata kelimeleri seçilmediyse şayet, çeviri yapan arkadaştan "Mükemmel nedir, mümkün müdür? Tanrı mükemmel mi yaratır? Öyle ise engelli doğumları neden vardır? Yok engellilik bütündeki mükemmeliyetin parçası ise neden anlam sansürüne gerek vardır?" gibi sorular üzerinde biraz düşünmesini rica ediyorum.



Kamera hala Shailene Woodley gözlerindeyken; sesinden, filmin konusu hakkında bilgi almaya başlıyoruz: Bu "keşke peri masalı olsaydı" diyor mealen, filmin güzel anlarından özet görüntüler veriyor ve ilave ediyor: "ama gerçek öyle değil, üzgünüm"

Sonraki sahnede, Shailene Woodley'in burnundaki minik hortumları görünce filmin adının neden böyle olduğuna dair fikir yürütmeye başlıyoruz. Ki hemen sonra karakterimiz, hasta ve ölmek üzere olduğunu söylüyor. Yönetmen Josh Boone / yazar John Green sanki tahtaya işlenecek üniteyi yazıyor, konu başlıklarını vererek, az sonra anlatacağı hikayeyi, hangi altyapı üzerinde dinlememiz gerektiğini tarif ediyor.


Bir kitap-cafede kahve alırken sarılıp öpüşen çiftleri imrenerek ve severek izleyen karakterimiz, An Imperial Affliction ismli bir kitap okumaktadır.
//Böyle bir kitap yok. Ancak internette şöyle bir baktığınızda, var olmayan bir kitap hakkında ne kadar çok sayfa ve yorum olduğuna şaşıracaksınız: An Imperial Affliction


Karakterimiz, doktoru ve ailesi tarafından bir amerikan klasiği olarak destek guruplarına gitmeye zorlanır. Ki bizler de adını ilk defa burada öğreniyoruz: Hazel.
//Cast için Shailene Woodley seçmek için bir neden daha ;)

Önce isteksiz olan Hazel, Augustus Waters ile tanışır. Bu süpriz tanışma, adeta filme ikinci bir başlangıç olur..


Sanırım biraz twitter kullanmaya dönmem gerek :)
Girizgah yapayım derken, uzun bir yazı olup çıkıyor #2 #3 #4 bölmek durumunda kalıyorum..

Neyse ki; The Fault in Our Stars, öyle uçan kaçan şeyler olmadan çok sade bir hikayesi olmasına rağmen, hakkında uzunca yazmayı hak eden bir film.


Görseller: The Fault in Our Stars


Posted from my blog with SteemPress :

https://murattatar.xyz/the-fault-in-our-stars-uzerine/

Sort:  

Bu postu film önerisi olarak değerlendiriyorum ve ilk izlenecek film listesine koyuyorum. Güzel yazı içinde ayrica tesekkur ederim :)

izledikten sonra fikirlerinizi paylaşırsanız sevinirim..

Gerçekten çok güzel bir film, çok güzel anlamışsınız elinize sağlık

Daha çok bilim-kurgu severim. Ama filmdeki; hayata, hayatın amacına, çaresizliğe, kabullenmişliğe, bunların harmanındaki zamanın kıymetine yapılan vurgular bu filmi ilk 5 listeme taşıyor.

Hello @murattatar, thank you for sharing this creative work! We just stopped by to say that you've been upvoted by the @creativecrypto magazine. The Creative Crypto is all about art on the blockchain and learning from creatives like you. Looking forward to crossing paths again soon. Steem on!

Coin Marketplace

STEEM 0.04
TRX 0.32
JST 0.091
BTC 62481.24
ETH 1747.75
USDT 1.00
SBD 0.39