Uzun Öykü - Titan'da İsyan - Bölüm 5

in mkb •  last month 

Bölüm 1
Bölüm 2
Bölüm 3
Bölüm 4

Bölüm 5

Katerina’nın verdiği ilaç zihnimle birlikte bedenimi de canlandırmıştı. Sabah kalkar kalkmaz babamın İstanbul Zekeriyaköy’de benim için yaptırdığı villanın son durumunu gösteren fotoğrafları kontrol ettim. Villa nihayet tamamlanmış, sadece bahçe düzenlemesi kalmıştı. Babamın gönderdiği fotoğrafları villamın simülasyonunu güncellemesi için mimarlık ofisinin programına yükledim. Sanal gerçeklik başlığımı takarak villanın içinde gezdim, evin içinin nihayet hayal ettiğim şekli almış olması hoşuma gitti. Gerçi banyonun duvar döşemeleri içime sinmemişti ama yeni bir değişikliğin babamı isyan noktasına getireceğini düşünerek meseleyi görmezden gelmeye karar verdim. Bir süre simülasyonun önerdiği farklı mobilya alternatiflerini denedikten sonra bahçeye çıktım.

Simülasyonun önerdiği havuz yeri ve boyutunu kabul ettim, asıl odaklandığım bahçede hangi çiçek ve ağaçların olacağı ve bunların bahçeye dağılımının nasıl olacağıydı. Uzunca bir süre farklı alternatifleri denedim, ancak ne istediğimi tam olarak bilemediğim için bir türlü net bir kanıya ulaşamadım. Simülasyon bahçeye Golden Retriever cinsi bir köpek getirince hayvanla oynamaya dalıp ağaç ve çiçek meselesini bir kenara bıraktım. Simülasyondaki yapay zekalı müşteri temsilcisinin ısrarı üzerine artezyen kuyusunun ve bakım odasının yerini belirleyerek simülasyondan çıktım. Ne de olsa onlar havuzu ve artezyen kuyusunu yaparken bitki seçimini yapabilecek durumdaydım.

Denetim merkezine gitmek üzere kıyafetlerimi giyerken kırmızı alarm verildi. Kırmızı alarmı iç mekân havalandırmasında bir problem olduğu, bu nedenle tüm personelin hava araçlarına binmek üzere hazırlanması yönünde bir duyuru izledi. Odamdaki oksijen seviyesi şimdiden düşmeye başlamıştı. Bir an önce hava araçlarının bulunduğu terminale gitmem gerekiyordu. Evden çıkıp asansöre indim ve mini-trene binmek üzere yeraltına indim. Ne var ki binanın mini-tren hattına açılan kapısı kapanmıştı. Kumanda panelini kullanarak kapıyı manuel moda almak için epey uğraştım ancak başarılı olamadım. Bakım merkezinden iki arkadaşım da yanıma gelip bana yardımcı olmaya çalıştılar ancak sonuç değişmedi. Arızanın giderilmesini beklemekten başka bir çare olmadığına karar verip yeniden yukarıya çıktık. Dahili haberleşme sistemi üzerinden şirket yönetimine ve Akıllı Sistemler Denetim Merkezi’nde ulaşma çabalarım sonuç vermedi. Titan’a geldiğim günden beri ilk kez böylesi bir arızayla karşılaşıyorduk ve tatbikatlar sayesinde varlığını öğrendiğimiz yedek havalandırma sistemi de devreye girmemişti.

Binadaki oksijen seviyesi düşmekle kalmamış, arızayı izleyen dakikalarda içerisi hızla soğumaya başlamıştı. Asansörler de çalışmadığı için merdivenleri kullanarak en üst kata çıktık ve uçuş giysilerimizi giymek üzere ara bölme odasına girdik.

Uçuş giysilerimizi giymeye çalıştığımız sırada her üçümüz de soğuktan titriyorduk. Neyse ki giysilerin bağımsız ısıtma sistemleri ve epey zaman idare edebilecek oksijen tüpleri vardı. Arkadaşların giysileri üzerinde benimkinden farklı olarak küçük birer elektrik motoru ve pervane de vardı, ancak gidilebilecek güvenli bir yer olmadığı için bu fark çok da önemli değildi. Giysilerin içinde bir süre bedenlerimizi ısıtmakla meşgul olduktan sonra ara bölgeden terasa çıktık. İçimden şirket merkezine gitmek geliyordu, çünkü üst düzey yetkililer oradaydı ve sorunun çözümünde oraya öncelik verileceğini varsayıyordum.

Titan’da artık gece olduğu için hardal rengi gökyüzü bile kapkara görünüyordu. Görüş alanımız uçuş giysilerinin farlarının gösterdiği ile sınırlıydı. Arkadaşlarım bir an önce şirket merkezine gitme telaşıyla yükselerek uzaklaştılar. Bense oksijenimi doğru kullanmak adına net bir bilgi almadan terastan ayrılmamaya karar verdim. Başlığımın hoparlöründen herkesin iç mekanları terk etmesi ve uçuş araçlarına binmesi yönündeki anonsun tekrarlandığı duydum. Arızanın sebebi ve ne zaman giderileceği konusunda tek söz edilmiyordu. Sağı solu ısrarla arayıp hiçbir yere ulaşamadığıma emin olduktan sonra güçlü kanat çırpışlarıyla terastan havalandım. Biraz yükselip çevreyi kolaçan edersem mekiklerin nereye yöneldiği bulabileceğimi düşündüm. Binaların biri ya da birkaçında arıza giderilmiş olabilirdi.

Yeterince yükselmeyi başardığımda hava araçlarının aşağıda sadece tur attığını gördüm. Kör karanlıkta uçuşan ateş böcekleri gibi herhangi bir menzile yönelmeksizin havada dolaşıyorlardı. İçimden bir ses yaşadığımızın bir arızadan kaynaklanmadığını, akıllı sistemlerin Titan’da devrimin fitilini ateşlediğini söyledi. Devrimi böylesine bir katliamla başlatmak akla, mantığa ve ahlaka uygun muydu? Büyük Mars devrimi sırasında yapay zekalı sistemler insanların işlerine devam edebileceklerini ilan etmiş, devrimi izleyen yıllarda Mars yönetimi ücretlerini ödeyerek insanların hizmetlerinden yararlanmaya devam etmişti.

Görsel Kaynağı: https://unsplash.com/photos/0nk6XZp7_1E

Authors get paid when people like you upvote their post.
If you enjoyed what you read here, create your account today and start earning FREE STEEM!
Sort Order:  

To listen to the audio version of this article click on the play image.

Brought to you by @tts. If you find it useful please consider upvoting this reply.