İstanbul Efsaneleri
Bizans İmparatoru Büyük Lustinianos, Ayasofya'nın tasarımını yapması için en ünlü mimarları, İstanbul'a davet edip, taslak hazırlamalarını istemiş ama İmparator bu tasarımların hiçbirini beğenmemiş ve umutsuzluğa kapılmış. Tam uykuya daldığı sırasında, rüyada, kilisenin yapılacağı alanda nuryüzlü bir ihtiyar görmüş ve elinde bulunan levhaya bakmış.
Levhada kilise resmi çiziliymiş ve bu kilise de tam İmparator'un istediği gibiymiş. Bunun üzerine İmparator, Tanrıya dua etmiş ve bu kiliseyi yaptırabilmek için bu resmin kendisinde olmasını istemiş. Bu istek üzerine ihtiyar adam, resmi uzatmış ve kiliseni bu resme göre yaptırabilirsin demiş. Büyük bir mutlulukla resmi alan İmparator, kilisenin adı ne olsun deyince, nuryüzlü adam, "bu tapınağın adı Ayasofya olacak" demiş.
Bir diğer efsaneye göre İstanbul'un altında çok sayıda dehliz varmış. Kapalıçarşı'dan geçişin olduğu bu tünellerde gümüş kaplama atölyeleri bulunmaktaymış, çalışanlar da Kuran'ı Kerim'e el basarak yemin ettikleri için bu dehlizlerden kimseye söz edemezlermiş.
Diğer efsane ise, Kubbesi hariç tamamlanan Ayasofya'nın kubbesi yapılacağı sırada para bitmiş. Buna üzülen İmparator'un yanına gelen beyaz giysili bir genç adam, kendisine katır verilirse o katırlarla hazine getirebileceğini söylemiş. İmparator buna inanmamış. Genç, ertesi gün neden katır verilmediğini sorunca da İmparator" verelim bakalım katırları ne yapacak" demiş.
Katırları alan adam, şehir dışındaki gizli bir saray hazinesini yükleyip getirmiş.
İmparator bu olayı yakınlarına anlatınca, tılsım bozulmuş ve melek olan bu genci ve altınları da bir daha gören olmamış.
Posted from my blog with SteemPress : https://oguzhanlive.000webhostapp.com/2019/01/istanbul-efsaneleri-2