Belgrade #2 : Belgrad'da Kurşun Döktürmek
Bir önceki yazım olan Belgrade #1 : A Vacation of Unfortunate Events / Yurt Dışı Talihsizlikleri 'nde Belgrad için yola çıktığımızda henüz daha Atatürk Havaalanı'nda başlayan şanssızlığımızdan bahsetmiştim. Bu yazımda ise Belgrad'daki ilk gecemizde başımıza gelenlerden bahsedeceğim. Keyifli okumalar :)
Akşam 9 civarı Nicola Tesla Havaalanı'na iniş yaptı uçağımız. Bir önceki yazıda da söylediğim gibi arkadaşlarım ilk kez yurt dışına çıkıyordu ama ben daha öncesinden Shengen bölgesine giren Prag'a gitmiştim ve Yeşil Pasaport'um vardı. Yani vize istemeyen Belgrad'a girişte hiç bir sorun yaşamamam gerekiyordu. Fakat tahmin edebileceğiniz gibi herkesle birlikte bende yaşadım.
Uçaktan iner inmez tüm Türk yolcuların pasaportlarına el konuldu herhangi bir açıklama yapılmadan. Yarım saat kadar bekledikten sonra sorguya çağrıldık. Görevli polis kadın daha öncesinde Shengen ülkesine gittiğim için ilk benden başladı. Neden geldiğimi sorunca turist olduğumu tatile geldiğimi belirttim fakat ikna olmayıp neden Belgard'ı tatil için seçtiğimi, tatil planımı, kalacak yerimin rezervasyonunu, ne kadar nakit param olduğunu, dönüş biletini alıp almadığımı sordu. Neyse ki biz tahmin edip bunların hepsini belgelerle hazırlayıp yanımıza almıştık. Dosyayı çıkartıp belgeleri gösterdim kendisine. Fakat bir sorun vardı. Zaten olmasa şaşardım.
Kiraladığımız evin rezervasyon belgesini ve uçak bileti dökümünü Türkçe olarak çıkartmıştık. Tarih bilgileri gün.ay(yazı ile).yıl şeklinde belgelerde yazılıydı ve aylardan Nisan'dı. Yani 22.Nis.2017-29.Nis.2017 şeklinde. Ne var bunda diye düşünüyorsunuz muhtemelen şimdi. Eğer başka bir ülkeye gidiyor olsaydık önemsiz bir detay olurdu bu. Fakat Sırbistan için durum öyle değildi çünkü Nis aynı zamanda Sırbistan'ın en büyük 3. şehrinin adıydı. Dolayısı ile görevli polis Nisan ayının kısaltması olan Nis'i şehir olan Nis sandı. Bizim yanlış şehre geldiğimizi buranın Belgrad olduğunu fakat bilet ve rezervasyona göre bizim Nis'e gitmemiz gerektiğini söyledi. Dolayısı ile pasaportumuzu onaylayamayacağını söyledi. Olaya bakar mısın. Sanki evrendeki tüm kötü şans bizim etrafımızda toplanıp birikiyordu her geçen saat.
Yarım saat kadar görevliye onun April'ın Türkçe karşılığının kısaltması olduğunu anlatmaya çalıştık. Bu sırada da ev sahibi bizi evde bekliyor ve belli bir saatten önce eve varmamız lazım. Önceden bize akşam işi olduğunu belirtmişti zaten. Bahtsızlığımız ile yarıştığımız yetmiyormuş gibi birde zamanla yarışıyorduk. Neyse ki yarım saatin sonunda görevli işin aslını anladı ve girişimizi onayladı. Hemen otobüse binip eve gittik. Odalara yerleştik ve hazırlanıp merkeze indik. Bir İtalyan restoranında pizza yedikten sonra club'ın yolunu tuttuk. Gece daha yeni başlıyordu.
Eve en yakın club Belgard'ın ünlü gece mekanlarından olan Mr.Stefan Braun'du. Mekana gittiğimizde güvenlik rezervasyonumuz olup olmadığını sordu ve olmadığı için de bizi içeri almadı. Başka hangi club'ın açık olduğunu sorduğumuzda ise o günün en şok edici haberini aldık. Mr.Stefan Braun harici bütün clublar kış dönemi olduğundan kapalıydı. Açılacakları tarih ise bizim dönüşümüzden 3 gün sonrasıydı. Bir haftalığına Belgrad'a gelmiştik ve gece gidebileceğimiz sadece bir tane mekan vardı. Her şeye hazırlıklı olan biz bunu araştırmayı unutmuştuk. Bu kadar şanssızlık fazla artık kurşun filan mı döktürsek diye düşünüyorduk. Çünkü ertesi gece olacaklardan haberimiz yoktu...
Bir sonraki yazıda görüşmek üzere, kendinize iyi bakın! :)

