Yalnızlık
Ne diyordu şair; bir ovanın düz oluşu gibi bir şey...
Hukuk fakultesine yeni başlamıştım. Bizim fakültede devam zorunluluğu olmadığını öğrenince çok sevindim. Çünkü kendimi özgür ruhlu bir çocuk olarak değerlendirmekteydim. Önemlli olan dersi geçmek değil miydi? Derse gidip gitmeme hakkım da bana aitti.
Okulum gereği yepyeni bir şehre taşınmıştım. Bu özgür ruhlu çocuk fikrimi belki de bahane ediyor, okulumu olabildiğince aksatıyordum. İlk bir ay doyasıya gezdim, eğlendim. Okula torla topla beş altı gün anca gitmişliğim vardır. Onu da yeni üniversiteli olmanın heyecanına verebilirim.
Okula çok nadir gittiğim günlerden birinde İş hukuku dersindeyken gözlerim kalın gözlükler ardına saklanmış bir çift siyah göze takıldı. Bu siyahlıktaki gözler nasıl bu kadar da çılız bir bedene sahip olabilirdi. Sonra sakalları da fazla kirliydi. Üstelik bu adam yaş olarak da bizden fazla büyüktü.
Ders bittiğinde sınıftakiler kızlar ve erkekler olmak üzere iki gruba ayrıldılar ve iki grup halinde sınıftan çıktılar. Sanırım kantine gidiyorlardı. Sınıfta kirli sakallı adam ve ben kalmıştım. Bu adama bir “merhaba” dedim. Utangaç bir ses tonuyla “merhaba” dedi. O anki tavrından benden utandığını anladım. Ama neden benden utanma gereği duydu. Üstelik benden bilmem kaç yaş büyük bir adamdı. Ben ise hala çocuk sayılırdım. On sekizim yeni bitmişti.
Adım Özgür, dedim siyah gözlerini gözlerime çevirdi. Ben de Halis dedi siyah gözlerini gözlerimden kaçırırken. İşte Halis ile orada tanışmıştım. Ancak daha öteye gidemedik. Dedim ya utangaçtı. Sanırım onun bu utangaç tavrı sosyal ilişkiler kurmasına engel oluyordu. Sınıftakiler de onun bu utangaç tavırlarını sevmiyorlardı. Deyim yerindeyse sınıfta dışlanmış biri oldu çıktı. o da zamanın çoğunu fakültenin çıkışındaki banka oturup çam ağacının altında saatlerce sigara tüttürürdü.
Sonrası o malum olay! Gazetede üçüncü sayfa haberlerine bakarken gözlerim yine o siyah gözlere takıldı. Bu Halis! dedim... sonrası yok.
Yalnızlar ki, biz onları ne kadar tanıyabiliyoruz. İşte bu kadar tanıyoruz. İsimlerini biliyoruz belki ama içlerindeki yangınları bilemiyoruz. Oysa bizim fakültede idi. Ölüm haberini bile böyle gazeteden mi öğrenecektim. Fare zehri içerek o gece sonsuzluğa uyumuş. Ahh! Halis dedim.
Koca fakültede yapayalnız bir Halistin... Derdin varsa açabilirdin ağaçlara. Sen ise tuttun toprağa gömdün.