Efsane: Muhammed Ali Clay
İkinci Dünya Savaşı’nın yerküreyi sardığı 1942 yılının başında 17 Ocak’ta Amerika’nın varoşlarından Kentucky’de bir efsane dünyaya geldi. Ailesinin Cassius Marcus adını verdiği bu yetenekli çocuk, 12 yaşına geldiğinde mahallesindeki boks salonunda hızlı yumruklarını kullanmayı öğrendi. Kısa zaman içerisinde başarı merdivenlerine hızla tırmanan ve amatör boksörler arasında öne çıkmayı başaran Cassius, kendini profesyonelliğe hazırlamaya başladı.
Amerika Birleşik Devletleri’nin giderek dünyanın en güçlü ülkesi olmaya başladığı yıllarda ülkelerin güçleri olimpiyatlardaki ve spor alanlarındaki başarıları ile ölçülüyordu. 1960 yılında İtalya’nın başkenti Roma’da düzenlenen olimpiyatlarda Amerika adına ringe çıkan Cassius, adeta fırtına gibi eserek altın madalyayı kazandı ve bir anda ülke gündemine oturmayı başardı. Cassius Clay, bu başarıyı elde ettiğinde henüz 18 yaşındaydı.
Olimpiyat altın madalyasının kendisine kazandırdığı özgüven ile birlikte daha da iyi dövüşmeye başlayan Cassius Clay, tarihler 1964’ü gösterdiğinde yalnızca 22 yaşındayken Dünya Ağırsiklet Boks Şampiyonluğu maçına çıkmaya hak kazandı. Cassius’un rakibi ise o dönem Amerika’nın en güçlü boksörü kabul edilen ve yenilmez görülen Sonny Liston’dı. Genç rakibi karşısında maçı erken bitirmek isteyen Liston, korkusuzca 3 raund boyunca Clay’in üzerine gitmeye ve onu yumruklamaya devam etti. Dördüncü raunddan itibaren ipleri eline geçiren Clay, kartal gibi uçup arı gibi sokarcasına rakibini darmadağın etmeye başladı. Altıncı raundun sonunu bildiren gong çaldığında Liston, umudunu yitirmiş bir şekilde kenara gitti ve sol kolunda ağrı hissettiğini belirterek havlu attı. Rakibinin havlu atması ile teknik nakavt sonucu maçı kazanan Clay’in adı tüm dünyaca daha fazla duyulmaya başlanırken onun hayatına dair bambaşka planları vardı.
Kazandığı zaferin ardından kendi iç dünyasına çekilen Clay, uzun zamandır ruhunu saran gerçekle yüzleşmeye ve bunu tüm dünyaya duyurmaya karar verdi. 22 yaşında Dünya Ağırsiklet Boks Şampiyonu olmayı başaran Cassius Clay, bu ismin bir köle ismi olduğunu ve kendisinin köle olmadığını, o günden sonra artık Muhammed Ali ismi ile anılmak istediğini ve Müslüman olduğunu açıkladı.
Yaklaşık üç yıl boyunca gerek spor dünyasında gerek diğer alanlarda önde gelen Amerikalıların en çok tartıştığı isim olan Muhammed Ali’nin aykırı duruşu daha da sertleşmeye başladı. Amerika’nın o yıllarda savaştığı Vietnam’a asker olarak katılması emri verildiğinde bunu şiddetle reddeden Muhammed Ali, tarihe geçen şu sözleri tüm insanlığa haykırdı:
“Vietnamlılar bana hiçbir kötülük yapmadılar ki onlarla savaşayım.”
Ülkenin en çok tartışılan isimlerinden biri olan Muhammed Ali bu sözleri söylediğinde, Amerika’da siyahiler beyazlar ile aynı restoranda yemek yiyemiyor, aynı tuvaletleri kullanamıyor ve aynı sinema salonuna giremiyordu. Çok konuşan siyahi Müslüman genci susturmak için bahane arayan Amerikan yönetimi, sonunda ele geçirdiği bu kozu kullanarak savaş karşıtlığı nedeni ile Muhammed Ali’ye beş yıl hapis cezası verdi. Mahkeme sadece bununla da kalmayıp Muhammed Ali Clay’in boks lisansını da iptal etti.
Tam üç yıl boyunca kararın bozulması için maddi ve manevi anlamda savaşan Muhammed Ali, sonunda mahkemeler ile elini kolunu bağlamak isteyenleri mahkeme salonlarında nakavt etmeyi başardı. 1970 yılında Amerika Anayasa Mahkemesi, Muhammed Ali’nin aldığı cezayı kaldırdı.
1971 yılında boksa geri dönen Muhammed Ali, kariyerini tamamladığı 1981 yılına ulaştığında ringe çıktığı 61 maçın 56’sını (37’si nakavt) kazanmıştı. Kariyeri boyunca sadece 5 maç kaybeden Muhammed Ali, dünya spor tarihinin en farklı ve en başarılı sporcularından biri olmayı başardı.
Siyahi gençlerin insan yerine dahi konmadığı Amerika Birleşik Devletleri’nin gettolarında hayata gözlerini açan küçük çocuk, 3 Haziran 2016 tarihinde hayata gözlerini yumduğunda insanlık tarihinin en özel şahsiyetleri arasında yer almayı başardı.